Velayet.Online'a

Hemen üye olabilirsiniz.

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Kurban Kesmek ve Vicdan

Collapse
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Kurban Kesmek ve Vicdan

    Kadın kocasına sordu:
    "Herif biz bir hayvanın canına kıydık, kurban kestik. Çocuklar da üzüldü. Neden yaptık onu?
    Adam biraz şaşkın:
    "Nasıl yani?
    "Kurban ne demek, biz niye her yıl böyle bir şey yapıyoruz yani?"
    "Bunca yıldır kurban kesiyoruz da, neden kestiğimizi bilmiyor musun yani?
    "Bilmiyorum, açıkla öğreneyim."
    Adam, biraz da bilgiç bir tavırla anlatmaya başladı:
    "İbrahim peygamber Allah'tan bir oğul ister. Kendisine kurban edeceğine de söz verir..."
    "Neden, deli mi bu adam? Çok istediği evladını kurban etmek de ne demek?"
    Adam kızdı bu sefer:
    "İnsanı günaha sokma! Allah'ın işine bizim aklımız erer mi?"
    "Ermez mi?"
    "Ermez!"
    "Aklımızın ermediği bir şeye neden inanalım o zaman?"
    "Kadın sen çıldırmışsın iyice!"
    "Tamam tamam sustum. Devamını anlat hikayenin."
    "Hikaye değil bu, gerçek!"
    "Peki gerçeğin devamını anlat."
    "Sonra Allah İbrahim'in isteğini kabul eder ve ona bir oğul verir. Adını İsmail koyarlar. İsmail 7 yaşına geldiğinde İbrahim peygamber Allah'a verdiği söz gereği oğlunu alır ve ıssız bir yere götürür. Gözlerini bağlar. Sonra bıçağını çıkarıp oğlunu kesilecek şekilde yere yatırır."
    Kadın yeniden rahatsız olmaya, söylenmeye başlar.
    Koca sert bir müdahale ile kendisini susturur ve devam eder."
    "İbrahim peygamber, tam bıçağı İsmail'in gırtlağını keseceği sırada gökten sesler duyar ve oğlunun yerine kesmesi için bir koç indirildiği müjdesini duyar. Sonra da oğlu yerine indirilen koçu keser ve böylece oğlu kurtulmuş olur.."
    "Enteresan doğrusu."
    "Nedir enteresan olan bilgiç hanım?"
    "Bir erkek çocuğu kurtarmak için anında koç indiren Allah, yüzyıllarca diri diri toprağa gömülen kız çocukları için parmağını kıpırdatmamış, bir tavuk bile göndermemiş de!"
    "Tövbe tövbe!"
    "Tövbe ya..."
    ______________________
    Hocam Bu Yazı İçin Siz’den Güzel bir Cevap bekliyorum
    Hani derler ya Ateist dediğin Kimsenin sormaya cesaret edemeyeceği soruları sorar ve bilgimiz artar...

  • #2
    "Herif biz bir hayvanın canına kıydık, kurban kestik. Çocuklar da üzüldü. Neden yaptık onu?
    Adam biraz şaşkın:
    "Nasıl yani?
    **
    Kurban ilk olarak İbrahim a.s Peygamberle çıkmış bir ibadet değildir, ilk kurbanın ilk insanın oğulları Habil ile Kabil arasında olduğunu biliyoruz. İbrahim a.s zamanıdaki kurbanın vurgulanma nedeni İbrahim a.s'ın özel sınavıdır. olayın aslı şöyledir:
    Allah her kulu imanı oranında zor sınava alır. (Ki adalet bunu gerektirir) İmanı güçlü olanları zor zayıf olanları kolay sınava çeker. İbrahim a.s'ın imanı çok güçlüydü Allah onu ona göre zor sınava aldı.
    Uzun yıllar çocuğu olmaz, ta ki yaşlanır. Allah'a yalvarır der ki eğer bana bir çocuk armağan edersen sana en sevdiğim şeyi kurban olarak vereceğim, çocuğumu keseceğim diye değil en sevdiğimi vereceğim der. Çünkü kurban bizim sandığımız gibi sadece hayvan kesmekle yapılan bir ibadet değildir. İbrahim a.s'ın nihayetinde yaşlıyken çocuğu olur, karısı kısır kendisi yaşlıdır. Buna rağmen Allahın dediği olur ve İsmail doğar. İbrahim a.s en sevdiğini kurban vermek için Allah'a olan sözünü bilir ama bunun İsmail olacağını hiç düşünememiştir. Çünkü o zamana kadar en sevdiği şeyi Allah'a verebilmiştir o bunu bilmektedir ve kendine güvenmektedir. Hiç bir Peygamber yapamayacağı bir vaadde bulunmaz. ama kendisinin en sevdiği çocuğu olacağını ve onu kurban etmesi isteneceğini hesaplayamamıştır. nihayetinde rüyasında ona hatırlatılır. Çocuğunu çok sever ve bu zor sınavdan çıkış yolu arar. çünkü ismailin kesilmesi sadece kendi sınavı ve kendisiyle sınırlı bir olay değil diye düşünmektedir. çocuğu ne der, çocuğun annesi ne der, etraf ne der! ama o karar vermiştir rüyasında kendisine hatırlatıldığı gibi İsmaili kesecektir. ama karar vermek başka uygulamak başka. zor bir sınavdır. bir çok karar alırsınız ama uygulayamazsınız. İbrahim a.s kararlıdır ve kararını çocuğuna da eşine de açar. ilginç bir şekilde her ikisi de ilahi emre boyun eğmişlerdir. keşke karşı çıksalardı da keşke Peygamber bir çıkar yol bulsaydı! ama bu sınav onların değil İbrahim'in sınavıdır. Allah adeta ortamı tamamen buna göre hazırlamıştır. çevreyi hiç takmaz: adama bak ya bi de peygamber olacak 80 yıl dua etti Allah ona bir evlat verdi şimdi de tutmuş onu kesecekmiş delirmiş bu! hiç duymaz bile İbrahim a.s bunları. ve son bir kez affedici ve merhamet sahibi ALlahtan ister ki en değil ikinci en sevdiğini kendi canını kurban verse! ama rüyasında yine İsmaili kurban ediyor görmüştür ki emrin değişmediğini görür ve oğlunu kesmeye götürür!
    Ama merhameti bol olan ALlah zaten onun seçimini ve başaracağını biliyordur, ama bu olayın varlık dünyasına çıkarak hem İbrahimin yaşayarak bu olayda en sevdiğinin Allah olduğunu ve onun emrine kayıtsız şartsız bağlı bulunduğunu velev ki aklına ve gördüüne ters bile olsa onun emirlerinin merhamet olduğu olduğuna tam inandığını ve tereddütsüz uygulayabileceğini yaşayarak görmesi gerekiyordur ve görmüştür. Koç iner ve onu keser...
    İbrahim a.s böylece Allah'tan daha önemli kimse olmadığını, onun emrini uygulamada hiç bir sınır ve engel tanımadığını yaşayarak görmüş göstermiş olur.
    Çocukların üzülmesi ise vicdanla ilgilidir. çocuklar vicdanı temsil eder. küçük olsun büyük olsun adil olsun zalim... her ne olursa olsun tüm insanlarda vicdan vardır ve vicdanın kendi doğruları vardır, öğrenilmez değiştirilmez bozulmaz, bu doğrular kişiye göre değişmez. çocuklar kadar büyüklerin vicdanı da bir cana kıymayı doğru görmez ve can cıkarken baktıkça cana kıyanı kınar ona kızar bu davranışı her ne sebepten olursa olsun haksız görür.
    örneğin ameliyatı düşünün. bir hasta beyninde ur var alınmazsa ölecek. doktor geliyor onu kesiyor, siz izliyorsunuz, vicdan der ki yapma kesme hiç mi acımıyorsun vicdansız! siz dersiniz ama ölecek! vicdan cevaplar, ölmesi de kötü ama bu da kötü! e tercih et dersiniz vicdana! vicdan der ölmesin de kesilmesin de!
    işte insanın tarih boyunca bilimsel inceleme araştırma ve gelişmeleri bu vicdanın itirazı sayesinde olmuştur. vicdan der ki kesmeden iyileştirme yolunu bulmalısın! insanlık da bu uğurda çalışmalarını sürdürmektedir buluncaya kadar kanserli hücreler kesip atılmak suretiyle yok edilecektir...
    demek ki vicdan kimseye danışmadan kural koyuyor doğruları var ve onları insana dayatıyor. insan buna karşın eli kolu bağlı başka karar alabiliyor vicdanı kanaya kanaya bazı işleri yapıyor.
    insan hayatı çoğu yerde böyle sürüyor.
    kurban olayı bu vicdani çalışma sistemine göre suistimal ediliyor.
    sanki hayvan sadece kurbanda kesiliyormuş gibi
    kurbanı yanlış gören o kadın hiç mi et yemiyor! tavuk yemiyor!
    e ölmüş hayvanı yesin!
    o sağlığa zararlı yenmez!
    ot yesin!
    sanki ot ölü mü! o da canlı! onu da kestiğinde kopardığında sanki ağlamıyor mu! otu, sebzeyi kestiğinizde çıkan su göz yaşından başka nedir!...
    ha demek ki kurbanla diğer hayvan kesimleri aynı
    hayvan kesimiyle bitki kesimi aynı!
    e hiç mi bir şey yemeyelim!
    kurumuş bitkileri yiyelim!
    yeşillik yemeden insanın gıdasını tam alması mümkün değil
    görüyorsunuz burada da kanser ameliyatında olduğu gibi vicdanla tartışmamız sürüyor! sonuç aynı! bu ilahi vahiy ve uygulama olan kurbana özel bir hal değil. kim ona hasmış gibi lanse ederse masum soru soran kategorisinden dine kinli problemli olan kategorisine taşınır ki onlara verilecek cevaplarla masumanelere verilecek cevaplar aynı değildir.
    ***

    "Kurban ne demek, biz niye her yıl böyle bir şey yapıyoruz yani?"
    "Bunca yıldır kurban kesiyoruz da, neden kestiğimizi bilmiyor musun yani?
    "Bilmiyorum, açıkla öğreneyim."
    ***
    her yıl kurban kesmek müstehaptır hanefilerin uydurduğu gibi farz gibi değildir. yani kurban kesmek şart değildir. kesmeyen günahkar olmaz.
    peki neden müstehap yani iyi bir ameldir dinde kurban kesmek!
    İbrahim a.s ile kurban kesmek bir kez daha sembolik olarak vurgulanmış ve anlamı açıklanmıştır. faydaları dile getirilmiştir. bu olaydan çıkarılacak sonuçlar şunlardır:
    1- Allahın emri her şeyin üzerinde olmalıdır. çünkü sahibimiz odur. bize her zamanki verdikleri aslında kolay, kendiliğinden olan şeyler olmayıp birer mucize niteliğnde olağan üstü olaylardır. tıpkı yaşlı ve kısır bir çiftten çocuk olması kadar. Allah dileyenlerden dilediğine hesapsız rızık verir ve verdiğinden kimseye hesap vermez. Bu yüzden biz bilmeliyiz ki sahip olduklarımızın tamamı bizim değil Allahın bize verdiği emanettir dilediği zaman alma hakkına gücüne sahiptir almıyorsa belli bir amaç içindir, ama istediğinde onu vermesini bilmeliyiz. bizim sanmamalıyız.
    2- Allahın emirleri her şeyin üstünde olmalı ve aklımıza yatmasa da onları uygulamaya değer görmeliyiz.
    3- Allaha yaklaşmak uğruna en sevdiklerimizi kurban edebilmeliyiz. Hayvan keserken hayvan kesiyor gibi değil, en sevdiğimizi kesiyor gibi düşünmeli, hayvanı en sevdiğimiz ve bizi Allaha ulaşmaktan alı koyan varlığımız olarak düşünmeliyiz. onun sembolü olarak çekmeliyiz bıçağı hayvana...
    4- Allahın şefkatli olduğunu ve emirlerinin hiç bir zaman ne bizim ne de başkasının zararına olmayacağını bilmeliyiz. velev ki bizim aklımıza uymasa da!
    kan akıtarak kurban kesme geleneği sadece müslümanlarda yok bütün doğu toplumlarında var. sadece batıda yok. bu konuyu inceleyen bir araştırmacı şu sonuca varmıştır:
    insanın kan dökme ihtiyacı var. bu yaratılışında var. eğer bu ihtiyacını zararsız yoldan gidermezse zararlı yoldan giderir. Allah bunu bildiği için kurban kesmeyi tavsiye etmiştir. insan kurban keserek bu kan dökme ihtiyacını gideriyor. garip ama gerçek. kan dökerek kurban kesme geleneği olmayan batı bu yüzden tüm filmlerine bu ihtiyacı yansıtmış ve filmlerini hep vampirli ve kan dökecek biçimde yapmış ve yapmaktadır. buna karşı müslüman olsun gayri müslim olsun doğu toplumunda ise kan dökeren kurban kestiği için filmleri kanlı filmler değl daha çok duygusal filmler olmuştur. araştırmacının vardığı sonuç bu. yıllar yılı dünyada kan dökmeyi önce kendileri uygulayan sonra akıllanıp bunu müslümanlara ihraç eden yine batıdır.

    Yorum yap


    • #3
      "İbrahim peygamber Allah'tan bir oğul ister. Kendisine kurban edeceğine de söz verir..."
      bu bilgi yanlış, yukarıda doğrusunu yazdık.
      **
      "Neden, deli mi bu adam? Çok istediği evladını kurban etmek de ne demek?"
      *
      bazı davranışların sebebi bilinmezse faillerinin deli olduğu sanılabilir. ama iç yüzünü öğrendiğinde haaa denir... kadının buradaki tavrı biraz ateist bakış açısıyla... çünkü inanan biri öyle sormaz. neden acaba bir peygamber daha çok şefkatli değil midir ki böylesine acımasız bir iş yapsın! diye sorması daha gerçeğe uygun görülüyor... neyse sorun değil biz gerçek olduğunu var sayıp cevaplıyoruz...
      Deli değil, onun özel bir makamı var Allah katında ve o yuce makamına uygun da büyük bir sınavı var. daha bizim anlayamayacağımı çok buyük anlamları var. Bizim ilmimiz sınırlı ve kısıtlı olduğundan biz onu tam olarak anlayamaz ve olayın bir boyutunu görür hemen itiraz ederiz. tıpkı Hızır Musa a.s kıssasında olduğu gibi... Musa a.s orada nedenini bilmediği Hızır a.s davranışlarına tepki duyuyor.
      ***

      Adam kızdı bu sefer:
      "İnsanı günaha sokma! Allah'ın işine bizim aklımız erer mi?"
      "Ermez mi?"
      "Ermez!"
      "Aklımızın ermediği bir şeye neden inanalım o zaman?"
      "Kadın sen çıldırmışsın iyice!"
      **
      Kadın haklı!
      bizim Allah'ın aklımızın ermediği işlerine inanmamız emredilmiyor. Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemiyor. ama Allah bize aklımızı iyi çalıştırmamızı, aklımızı nefsimiz ve şeytanın emrine vermemeyi onu doğru bilgiler üzerine çalıştırmayı ve öyle tercihte bulunmamızı emrediyor. akıllı insan aklı devamlı yanıldığı çok güçlü bir bilgi kaynağına karşı gelecekte daha dikkatli olmayı tercih eder etmelidir. düşünün bir bilge babanız var. söyledikleri hiç alınıza yatmıyor. ve tersini yapıyorsunuz kendi bildiğinize uyuyorsunuz ama her defasında o haklı çıkıyor zarar uğruyorsunuz. bu kötü sonuçlardan sonra artık aklınız demez mi belli ki senin bilgi ve tecrüben baban kadar değil ne kadar küçümsesen de işine gelmese de o senin iyiliğini istiyor ve senin zarara uğramanı istemiyor senden daha iyi biliyor akıllıysan onun söyledikleri üzerinde daha ciddi ol!
      Allah da bunu dememizi emrediyor. defalarca onun dediğinin doğru olduğunu görüyoruz yaşamımızda, onun yine de merhametle bir babadan daha şefkatli olarak bizi terk etmeyip bizi affedip bize rehberlik etmeye devam ediyor sahip olduğumuz her şeyi bize vermeye devam ediyor.
      ...
      **
      "Bir erkek çocuğu kurtarmak için anında koç indiren Allah, yüzyıllarca diri diri toprağa gömülen kız çocukları için parmağını kıpırdatmamış, bir tavuk bile göndermemiş de!"
      "Tövbe tövbe!"
      "Tövbe ya..."
      **
      Göndermiş!
      Peygamber gönderdiği halde herkes Peygambere uyuyor mu ki! kızlarını diri diri toprağa gömenler Peygambere ve dine uyan insanlar değil tam tersine uymayanlar, kurban geleneğine uyanlar değil tersine uymayanlar! kurban için değil tersine Allahın verdiğini beğenmediklerinden.
      kaldı ki kızları diri diri toprağa gömme nedenleri bir rivayete göre, faizle borçlanırlarmış, tefecilere bu ağır faiz borcunu ödeyemeyince tefeciler kızlarına el koyarlarmış. bu durumda onların namus duyguları kamçılanırmış ya tefeciyi öldürecek ya başka.. öldürmeye gücü yetmediğinden en iyisi kızım olmasın onu gömeyim derlermiş kızlarını o yüzden gömerlermiş. doğru mu! hayır! Allah buna karşın der adeta ki: "kim size bunu yazdı, kızın ne suçu var ekonomik harcamalarını doğru yap kızın ne suçu var gibi...
      Allah yıllar yılı kılını kıpırdatmamış değil, tersine devamlı Peygamber göndermiştir. ama insanlar itaat etmiyorlarsa Allahın ne suçu var! Allah Kur'an'da babaları uyarılmamış bu yüzden cahil kalmış bir kavmi uyarman için seni gönderdik buyurur. İsmail a.s'dan sonra araplara Peygamber gelmemiş, uzun bir süre. ama bu onların uyarıcısız kaldığı anlamına gelmez! dileyene doğru yol her zaman açık! İsmail a.s'dan ta Muhammed s.a.a'e kadar vasiler vardı ve son vasi Hz. Ebu Talip idi. O ilahi dini insanlara anlatır dileyen doğru yolu gösterirdi. Burada cahil kalmış uyarılmamıştan kasıt Allah daha iyi bilir ama Peygamber ile İmam arasındaki fark gibidir. Peygamberin gidip uyarma görevi vardır. ama İmam kabe gibidir kabe kimsenin ayağına gitmez insanlar kabeye gelirler. İmamın da kimseyi uyarma görevi yoktur, ihtiyaç duyan gelip ondan öğrenecek!..
      ihtiyaç duymuyorsa insan neden onun cahil kalmasından Allah sorumlu tutulsun ki!

      Yorum yap


      • #4
        Kitap aynı kitap...
        Dil aynı dil...
        Gel gör ki etkisi farklı.
        Örnek mi istiyorsunuz?
        Buyurun:

        * Isid okuyor, kafa kesiyor.
        * Cüppeli okuyor, deve sidiği içip yanmaz libas pazarlıyor.
        * Feto okuyor, darbe yapıyor.
        * Suudi okuyor, Yemen'i bombalıyor.
        * Hasan Mezarcı okuyor, kendini mehdi ilan ediyor.
        * iktidar okuyor, dünyanın bütün kötülüklerini yapıyor.
        * İran okuyor, adam asıyor.
        * İmam okuyor, para topluyor.
        * Adnan Oktar okuyor, kediciklerle dans ediyor.
        Sizce de bir gariplik yok mu?
        Neyse ki ben okumadım
        facebooka cevabımız:

        Yorum yap


        • #5
          li Molla "Kitap aynı kitap...
          Dil aynı dil...
          Gel gör ki etkisi farklı.
          Örnek mi istiyorsunuz?
          Buyurun:"
          Muhammed s.a.a okuyor ve yetişebildiği tüm köleleri kurtarıyor özgürlüklerine kavuşturuyor, Okusaydınız onun ayetlerinin ve getirdiği dinin hep köle bağışlamak özgürlüğüne kavuşturmak olduğunu dinde bir çok suça ceza olarak verilen ilk emrin köle azad etmek olduğunu görürdünüz tam orta çağ karanlığında kölelik düzeninde bir din geliyor ve ibadetlerinin en üstünü insanları özgür düşünceye ve köleliğe karşı çıkarmaya çağırıyor!
          Ali okuyor, dediği şu: Dünyanın tamamına adaleti kurmam bir karıncanın ağzındaki buğday kabuğunu haksız yere almama bağlı olsa yine de ona o zulmü yapmam! Muaviye zaliminin bir saniyelik zulüm valiliğinde durmasının hesabını veremem ben Rabbime deyip Halifeliğe geçer geçmez ilk iş olarak onu Şam valiliğinden alıyor.
          Ebuzer okuyor, Nerede kapitalist varsa onunla boğuşmaya gidiyor. Okuduğu Kur'an'da ve hadislerde dinin adalet üzerine kurulduğunu görüp onun mücadelesini veriyor ve bu yüzden sürgünden sürgüne atılıyor!
          İmam Hüseyin a.s. okuyor, 30 bin kişinin karşısına diklip mazlumca kendini feda ediyor. Eğer Muhammedin dini benim kanımla ayakta kalacaksa ey kılıçlar alın canımı diyor!
          Kerbelada Kur'anın canlı uygulayıcısı Hüseyin cepheye ilk sürdüğü kişi kendi oğlu. 6 aylık Ali Askerini bile insanlar Kur'an'ın anlamını bozamasınlar İslam yok olmasın dünya mazlumları ümitsiz kalmasın diye 72 arkadaşıyla şehadete yürüyor!
          nihayet İmam Humeyni liderliğinde kurulan İran İslam inkılabı ne doğu ne batı İslam diyerek kurduğu özgürlük düzeniyle adam asıyor. ama ne adam! tecavüzcü katilleri!
          Kur'an diyor ki kısasta sizin için hayat vardır.
          türkiye diyor ki orta çağ kanunları (kuran) ile yönetemeyiz çağdaşız. katili idam etmiyor. adam diyelim sizin babanızı öldürüyor, yakalanınca da sizin verdiğiniz vergilerle ceza evinde 15 yıl yan gelip yatıyor. sonra çıkıp sizin gözünüzün önünde çaka satarak dolaşıyor. sizin de öfke ateşiniz sönmemiş tutup onu vuruyorsunuz. babamı öldürdü diye. onun oğlu da babam 15 yıl hapiste yattı cezasını çekti ne diye öldürüyorlar deyip sizi, sonra sizinkiler onları derken 100 yıllar süren kan davaları türüyor. katil öldürseydi ne olacaktı! bir kişiye karşılık bir kişi ölmüş olacaktı ve öfke dinecekti. ama şimdi kaç kişi öldü! işte kuran bunları düşünürek kısasta sizin içn hayat vardır diyor.
          bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
          ben Kur'an okudum iyi ki de okumuşum. herkesin sorularını cevaplayabilirim. aklıma uymayan tek inancım yok! çünkü kuranın kendisi diyor akletmez misiniz, ne de az aklediyorsunuz. dinin kendisi diyor aklı olmayanları muhatap kabul edip sorumluluk bile vermiyorum!...
          • "* Isid okuyor, kafa kesiyor.
            * Cüppeli okuyor, deve sidiği içip yanmaz libas pazarlıyor.
            * Feto okuyor, darbe yapıyor.
            * Suudi okuyor, Yemen'i bombalıyor.
            * Hasan Mezarcı okuyor, kendini mehdi ilan ediyor.
            * iktidar okuyor, dünyanın bütün kötülüklerini yapıyor.
            * İran okuyor, adam asıyor.
            * İmam okuyor, para topluyor.
            * Adnan Oktar okuyor, kediciklerle dans ediyor.
            Sizce de bir gariplik yok mu?
            Neyse ki ben okumadım "
            Bunların hepsine toptan verebileceğim cevap bunların kuran falan okudukları yok!
            eğer okusalardı böyle olmazlardı.
            içlerinde kötülük baştan olduğu içn kuranı kullanarak hem dini kötüye çıkarıyorlar hem insanlara kötülük yapıyorlar.
            sanki kötülük amacında olanlar sadece kuranı mı kullanıyor! sosyalizmi komünizmi kullanmıyorlar mı ateizmi falan. hepsini kullanıyorlar. bir sistem ayrı değerlendirilir o sisteme göre hareket ettiğini iddia eden insanlar farklı! sistem kendi içinde tahlil edilir. insana göre değil ki!
          • Ali Molla Din bu tür zalimleri ortadan kaldırmak için geldiyse, Allah peygamberlerini bunun içn gönderdiyse, peygamberleri ve Ehlibeyt İmamları da bu insanlardan çok çekti ve toplumlar adalete layık değilse, hep zalimlerin peşinden gitmişlerse, bu dinin kendisine de Allah tarafından görevlendirilmiş tebliğcilerine de zulmetmişlerse, bu dinin kendisi mazlumdur, zalim değil ki! bu kitabın kendisi mazlumdur, hem sizin gibi insanlar bu kitabı okuyup doğru anlayıp ALlahın görevlendirdiği insanlara arka çıkıp dünyayı adalete kavuşturacakken bir de siz ona zulmetmekle, aslında kurulu zulüm düzeninin devamını sağlamış oluyor ona katkı sunmuş oluyorsunuz...

          Yorum yap


          • #6
            • Bakın size bir örnek:
              Dinin kuralları arasında Peygamberlerin ve onların yerine atanan İmamların zekat vermeleri farz değildir.
              Şimdi ne anladınız?
              Kur'an'ın deyimiyle kalplerinde hastalık bulunanlar şöyle anlıyor:
              aha gördün mü sömürü düzenin olduğu belli. dinin peygamber tarafından uydurulduğu nasıl açık millete diyor zenginsen paranın zekatını ver ama kendisi vermiyor!
              HAlbuki olayın aslı nedir? Şöyle:
              Allah en iyi kullarını elçi olarak seçiyor. en temiz en dürüst en zeki en adil...
              Bu kulların Peygamber veya İmam olarak atanan yüce insanların yaşamları o kadar fakir ki nerede zekat mallarının tamamını veriyorlar. Neden peki?
              Çünkü peygamber veya onun devamındaki dini görevliler (Allah tarafından atanan 12 İmam) dünyanın doğal yöneticileri. Allah katında! Allah o görevle onları atamış. isterse insanlar seçmesinler bu görevlerini yaptırmasınlar sonuç değişmez. Bunlar doğal yönetici olduklarından dünyaya adaleti sağlamak zorundalar. işleri bu. peki yapabilyorlar mı? GElir dağılımındaki adaleti kurabiliyorlar mı? hayır! çünkü güç odakları buna fırsat vrmiyor. bu durumda onların yapmaları gereken ne? tüm kendi malları dahil onları yetişebildikleri kadar yoksullara dağıtıyorlar. Peygamberin kendisi açlıktan karnına taş bağlamış. Şİmdiki dinin en büyük simaları Hamenei ve Sistani kirada oturuyorlar. bunların humus adı altında ellineri tirilyonlar geçiyor. kendilerine asgari ücretin yarısı kadar maaş bağlamışlar. en fakir insan olarak yaşıyorlar. diyorlar imam bir ev neden almadınız. Param mı yetiyor diyor. dinin temsilcisi bunlardır. saydıklarınız değil. sizleri bu yeetkili din temsilcilerini tanımaya çağırıyorum. <
              basit bir merceces gibi insan yapımı firma bile ürünlerini korumak için yetkili servsi satıcı üretici vs sitemi kurmuş da ürününün kalitesinin düşümesine izin vermiyor da Allah mı yetkili görevli sistemiyle çalışmayacak!
            • Ali Molla şimdi siz bu görevlilere yardım etmek varken, zekat konusunda kalpleri hastalıklılar gibi olayı saptırırsanız, bunda Allahın seçtiği görevlinin ne suçu var! Allahın ne suçu var Kitabın ne suçu var! dünya insanı layık değil aklını kullanmıyorsa, bunda suçlu olan kendisidir. sonuçta kendisi çekecek cezasını...

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X
            UA-144742133-1