Velayet.Online'a

Hemen üye olabilirsiniz.

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

NAHREVAN’DAN KUSEYR’E, KUSEYR’DEN MUSUL’A

Collapse
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • NAHREVAN’DAN KUSEYR’E, KUSEYR’DEN MUSUL’A

    Suriye ve Irak savaşında muhalif kanadın çoğunluğunu selefi-vahabi-harici zihniyetli sapık güruh oluşturmaktadır. Bu donuk kafalı müfsitlerin ataları hariciler İmam Ali’nin karşısına dikilip tekfir bayrağını yükselttikleri gibi günümüzde de yine ehlibeyt imamlarının taraftarlarını tekfir etmektedirler. Nahrevan’da İmam Ali bunların çok azı müstesna hepsini öldürdü. Bunlar Nehrevan’da toplanmayıp islam beldesinin her yerine yayılsaydılar yapacakları ifsadın boyutları çok daha büyük boyutlarda olacaktı. Sakalları uzun akılları kısa bu sapık gençler günümüzün Nahrevan’ı Suriye’ye ve Irak’a akın akın akın gitmektedirler. Ve yine tarih tekerrür edecek Suriye ve Irak bunların Nahrevanı olacaktır.Ehlibeyt taraftarı diye sorgusuz sualsiz öldürülen-kesilen-boğulan insanların kanı yerde kalmayacaktır.Eli Müslüman-mazlum kanına bulanan ve Nahrevan’da kalmada ısrar eden her vahhabi ölümün tadına varacaktır.Müslüman katlederek cennete girmeyi arzulayacak kadar aptal olan insanların gideceği yer malumdur. Gerçi akıl mükellef olmayı akılsızlık da mükellefliği kaldırsa da bunlar yinede sorgulanacak ve ilahi azaba müstehak olacaklardır. Bunlar akılsız değiller ama akıllı da değillerdir.Sadece akıllarını kullanmayan yada akıllarını tavana asanlardır.Bu zekice(?) tavırlarından dolayı her şeyi ters görüyorlar.Asıl düşmanı bırakıp dosta saldırıyorlar.Yeryüzünde milyonlarca kafir-müşrik-zalim varken silahlarını Müslümanlara doğrultuyorlar.Aklını Suud krallarının-müftülerinin cebine koyan veya akıllarını Suud’da askıya asan şaşkınlar doğal olarak isabetli davranamayacaklardır.Akılsız kimse, dost ile düşmanı birbirinden ayıramayandır.Her hastalığın tedavisi için bir çözüm vardır. Ancak ahmaklığın dışında. Zira ona bir çözüm yoktur. Vahhabiler, İsrail devletine karşı mücadele veren Filistinli mücahitlere bile silah doğrultmaktan hiçbir zaman çekinmemişlerdir.Ama İsrail’e bir kurşun bile atmazlar. Suriye’ye cihada giderken İsrail’i söz konusu bile etmezler. Suud zalimlerinin kucaklarında doğup-büyüyenve oradan dünyaya ihraç edilen ve gittikleri yerlerde finansme edilerek çoğalan bu vahhabiler batı emperyalistlerin amaçları doğrultusunda kullanılmaktadırlar. Suriye’ye gitmeleri kendi iradeleri veya kararlı olmayıp gönderilmeleri-sürüklenmeleri sözkonusudur. İmanları boğazlarından aşağıya gitmeyen bu şekilci insanlar en cahil insanların bile basiretinden yoksundurlar. Ferasetleri kapanmış iradeleri ellerinden alınmış kafalarını kuma gömen tiplerdirler.Islahları mümkün olmayan bu insanların tek çözümü Nahrevan’da toplanıp yok olmalarıdır.Herkesi kafir sadece kendilerini mümin bilen bu ruh hastaları tedavisi mümkün olmayan salgın hastalığa yakalanmışlardır. Sanki de Kuduz hastalığına tutulmuş olup çevrelerindeki her canlıya saldırarak kesip-doğruyorlar. Ne laftan anlıyorlar ne de insanlıktan. İnsan kanına doymayan vampirler gibidirler. Kendi anlayışında-kafa yapısında olamayan her insanın yok edilmesi gereken bir tehlike olarak görüyorlar. Cihad-ı ifsat en büyük amelleridir. Bunların cihattan anladıkları yaşatmak değil öldürmektir. Kaba yapılı sert çehreli haşin kalpli çirkin görünüşlü insanlardan medeniyet-insanlık beklenilmez.Sömürgeci güçler kendilerine karşı tavır alan-politikalarına entegre olmayan insanları bunlarla terbiye etmeye-yola getirmeye çalışıyorlar.

    Sapık itikadi fikirlerle donatılan vahabiler patlamaya hazır bir bomba olmaya müsait hale gelince hemen Suud’dan çeşitli bahanelerle cihada gönderilerek hem bu beladan uzaklaşmış-kurtulmuş hem de amaçları doğrultusunda kullanılmış-imha edilmiş olunuyorlar. Emperyalist batılıların insanları imha eden bombaları amaçlarına ulaşamadığında Suud yapımı vahhabi bombaları Irak sokaklarında-pazarlarında sahneye koyuluyor. Sömürgeci Siyonist zihniyetin dize getiremediği Suriye hükümeti ve Hizbullah’a karşı Suud mücahitleri! devreye giriyor. Yalancı-ikiyüzlü deccalin avareleri böylece tarihi görevlerini yapıyorlar.Allah-u Ekber diyerek insanları koyun keser gibi kesen ve bunun adına cihat diyen kafayı sıyırmış, görünüş olarak müslüman ama mantıken-vicdanen hayvandan daha vahşi yapıdadırlar. Müslümanları öldürüp eşlerini kendilerine cariye olarak alan bir zihniyete sahip insanlara söylenecek en olumsuz sözcükler az bile kalır.
    Nebevi hadislerde öngörüldüğü gibi Şam’da büyük hadiseler yaşanıyor. Şam bölgesinde oluk oluk kan akıyor. Hedefe konulan yiğitler çakalların saldırısına uğruyor.İsrail askerlerinin tir tir titrediği Hizbullah erlerine karşı kuduz çakallar devreye konuluyor. Ağızlarından salya akan, gözleri kızarmış ve eceli yaklaşmış vahabiler kendilerinden emin şekilde meydana çıkıyorlar. Çıkıyorlar çıkmasına ama karşılarında Hizbullahı görünce baltayı taşa vurduklarını anlıyorlar. Kuseyr bölgesinden arkalarına bakmayıp kaçmaları ve kalanların cehennemi boylaması bunun en güzel örneğidir. Hizbullah olan korkmaz, ayağı titremez, ölmeyi yaşamaktan daha çok arzu eder. Kemiyetten az olmalarına rağmen keyfiyyeten çokturlar. Ölmeyi yaşamaktan daha çok arzu eden Hizbullah’ın kuduz vahabi’lerden korkmaları yakışmaz-olamaz-imkansızdır. Hizbullah korkmaz. Korku diye bir kavram Hizbullah’ın lügatinden silinerek vahabilerin lügatine iki kez kaydedilmiştir. Vahabilerin ve siyonislerin dilinden Hizbullah anlar. Onların ağzının payını ancak ve ancak Hizbullah erleri verir. Kuseyr bunun şahididir.Lübnan dağları bunun şahididir.Musul bunun şahidi olacaktır. Ruhumuzsun Hizbullah!…Canımızsın Hizbullah!…Zafer Hizbullahilerindir! Hizbullah, İslam düşmanlarının dünya çapında oynadıkları oyunları ve kurdukları tuzakları alt-üst edecek ve hepsini galebe çalacaktır. Kaynamış kurşun gibi saf bağlayıp, düşmanın üzerine lav gibi akanlara ve zulme karşı korkusuzca kıyam edenlere selam olsun.
    www.anadoluhaber.org
Hazırlanıyor...
X
UA-144742133-1