Velayet.Online'a

Hemen üye olabilirsiniz.

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ri'cat Nedir?Niye İman Getirdik?

Collapse
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ri'cat Nedir?Niye İman Getirdik?

    "Ric'at": Arap dilinde "geri dönme" anlamındadir ve kavram olarak da "bir grup insanın ölümden sonra ve kıyametten önce geri dönüşünü ifade etmektedir. Bu olay, vadedilmiş Mehdi'nin -Allah’ın selamı üzerine olsun- evrensel hareketiyle ayni zamanda meydana gelecektir.



    Böyle bir şey, aklen mümkün olmasının yanında vahiy mantığıyla da çelişmemektedir. Çünkü:



    1- Islam ve diğer İlâhî dinler açısından insanın cevherini (tözünü), "nefis" diye de adlandırılan soyut ruh teşkil etmekte ve beden yok olduktan sonra varlığını koruyup ebedî hayatını sürdürmektedir.



    2- Öte yandan Kur'ân açısından yüce Allah mutlak kadirdir ve hiçbir engel O'nun gücünü sınırlayamaz.



    Bu iki kısa ön bilgi ışığında ric'at meselesinin aklen oldukça mümkün bir şey olduğu ortaya çıkmaktadır. Zira hiç şüphesiz insanlardan bir grubun geriye dönüşü, onların ilk yaratışından daha zor değildir.



    0 hâlde onları ilk olarak yaratan Allah, şüphesiz onları yeniden geri döndürmeye de kadirdir.



    Vahiy mantığı esasınca önceki ümmetler arasında da, ric'atın bazı örneklerini bulabilmek mümkündür. Kur'ân-ı Kerim, bu konuda şöyle buyurmaktadır:



    "Hani; 'Ey Musa ! Biz Allah'ı apaçık görmedikçe sana iman etmeyiz.' demiştiniz de bakıp durur olduğunuz hâlde, sizi yıldırım çarpmıştı.



    Sonra ölümünüzün ardından, belki şükredersiniz diye sizi tekrar diriltmiştik."(1)



    Başka bir yerde İsa Mesih -Allah’ın selamı üzerine olsun- Peygamber'in -Allah’ın selamı üzerine olsun- dilinden şöyle buyurmaktadır:



    "Allah'in izniyle ölüleri diriltirim."(2)



    Böylece Kur'ân-ı Kerim, sadece ric'atın mümkün olduğunu doğrulamakla kalmamakta, bir grup insanın bu dünyadan göçtükten sonra yeniden geriye döndüğünü, bunun fiilen gerçekleştiğini de ortaya koymaktadır.



    Bunlara ilâve olarak şimdi nakledeceğimiz iki ayette de, insanlardan bir grubun ölümden sonra ve kıyamet kopmadan önce geriye döndürüleceğine işaret edilmektedir:



    "İnsanların bir türlü ayetlerimize inanmıyor olmaları sebebiyle, (azap vaadine ilişkin) o söz onların üzerine vaki olacağı zaman, onlara yerden kendileri ile konuşacak bir dâbbe (canlı) çı-karırız. 0 gün ki, her ümmetin arasından ayetlerimizi yalanlayanlardan bir bölüğü haşrederiz de onlar tutuklanırlar."(3)



    Bu iki ayetin kıyametten önce vuku bulacak olan ric'at meselesine delil sayılmasının anlaşılması için aşağıdaki noktaları göz önünde bulundurmak gerekir:



    2- Hiç şüphesiz, kıyamet günü bütün insanlar haşrolacaktır, her ümmetin arasından belli bir grup değil. Kur'ân, kıyametteki haşir olayının genelliği ve kapsayıcılığı oluşu hakkında şöyle buyurmaktadır:



    "Bu, bütün insanların toplanacağı gündür."(4)



    Başka bir yerde ise şöyle buyurmaktadır:



    "0 gün ki dağları yayarız da yeri açıkça ortaya çıkmış görürsün ve onları haşrederiz de hiç-birini terk edilmiş bırakmayız."(5)



    Buna göre, kıyamet günü bütün insanlar haşrolacaktır ve bu, belli bir gruba özgü bir durum olmayacaktır.



    3- Mezkur iki ayetten ikincisi, açık bir şekilde her ümmetten belli bir grup ve belli bir topluluğun haşrolacağını bildirmektedir, bütün insanların değil. Zira bu ayet-i şerife şöyle buyurmaktadır:



    "0 gün ki her ümmetin arasından ayetlerimizi yalanlayanlardan bir bölüğü haşrederiz."



    Bu cümle, açık bir şekilde bütün insanların haşrolmayacağına delâlet etmektedir.



    1- Ric'at'm Hikmeti



    Ric'at'ın amaçları üzerinde düşündüğümüz zaman, bu olayın amaçları arasında iki yüce amaca rastlamak-tayız. Birincisi, İslâm'ın gerçek azamet ve yüceliği ile küfrün alçaklığını ortaya koymak; ikincisi ise, imanli ve iyi insanları ödüllendirip kâfirleri ve zalimleri cezalan-dirmak.



    2- Ric'at Olayının Tenasüh (Reenkarnasyon) Olayından Farklı Oluşu



    Şia inanışındaki "ric'at" meselesinin "tenasüh (reenkarnasyon)" inancıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Çünkü tenasüh görüşü, kıyameti inkâra dayalı, evrenin sürekli bir dönüşüm hâlinde olduğunu savunan ve her dönemin bir önceki dönemin tekrarı olduğuna inanan bir görüştür.



    Bu görüşe göre, her insanın ruhu ölümden sonra yeniden dünyaya geri döner ve başka bir bedene intikal eder. Eğer ruh geçmiş dönemde iyilerdenmişse, sonraki dönemde zevk ve sefa içinde yaşayacak bir bedende yer alır. Eğer kötülerdenmişse, sonraki dönemde zorluklar içinde yaşayacak bir bedende yer alır. Bu geri dönüş, onun kıyameti hükmündedir.



    Oysa ric'ata inananlar, Islâm'daki kıyamet ve ahiret inancma iman etmekte ve bir bedenden ayrılmış bir ruhun başka bir bedene intikalinin muhal olduğuna inanmaktadırlar.(6) Sadece bir grup insanın kıyametten önce bu dünyaya geri döneceğine, hikmetlerinin ve maslahatlanın temin edilmesinden sonra da yeniden ebedî yurda intikal edeceğine, daha sonra da kıyamet günü diğer insanlarla birlikte dirileceğine inanmaktadırlar



    1- Bakara, 55-56 2-ÂI-i İmrân,49

    2- Neml, 82- 83

    3- ed-Dürr'ül-Mensûr, c.5, s.177, Neml, 82. ayetin tefsiri.

    4- Hud, 103. ed-Dürr'ül-Mensûr, c.3, s.349'da ayetteki o "gün"den maksadın kıyamet günü olduğunu söylemiştir.

    5- Kehf, 47

    6- Sadr'ul-Müteellihîn, el-Esfar, c.9, bab, 8, fasil, 1, s.3'de, tenasüh inancının reddinde şöyle diyor:
    vela hevla vela kuvvete illa billahul ALİYYUL AZİM
    [center]http://img231.yukle.tc/images/752y1p...E0_YYuNc2i.jpg

  • #2
    Ynt: Ri'cat Nedir?Niye İman Getirdik?

    bu konuda çok net bir ayet var mü'min 11
    Onlarsa Rabbimiz derler, iki kere öldürdün bizi ve iki kere dirilttin, artık suçlarımızı da söyledik, buradan çıkmamıza bir yol yok mu?
    bu ayet de ric'ata dair çok net değil mi
    "SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

    Yorum yap


    • #3
      Ynt: Ri'cat Nedir?Niye İman Getirdik?

      kardeşler bende bu konuda şunları eklemek isterim ki, Neml suresinin 82-ci suresinde geçen "Dabbet-ul Arz" Hz. imam Alidir (a). bu konuya ilişkin Ehli beyt (a) mektebinde hadisler vardır ancak onlara geçmeden Ehli sünnetin bu konudakı açıklamalarını sunmak isterim. bu konuda Ehli sünnet aşağıdakı görüşlere sahiptir:

      1. Dabbe yaşıyor, hiç kimse tarafından tanınmıyor, insan türünden değildir ve korkunç bir şekli vardır. Saçı ve kılı var. Bütün renklerden oluşmuş olup dört ayağı var. Bulutlara ulaşan uzunca bir boynu var. Doğuda olan batıda olan gibi onu görür, ahir zamanda hacılar Mina'ya çıktığı akşam Sefa dağından ve bir rivayete göre de, Teşrik günleri Ciyad denilen dağından çıkacaktır. Ona ulaşmak isteyen ulaşamaz, kaçan ondan kurtulamaz, insanlara iman ve küfürden bahseder. Müminin iki kaşının ortasına alamet bırakır ve "mümindir" yazar. Kafirin iki kaşının ortasına alamet bırakır ve "kâfirdir" yazar. (Neml suresi 82-ci ayetin tefsir eden sünni Tefsircilerin şoğu bu görüştedir)

      2. Dabbet-ul Arz'ın yüzü insan yüzü gibi, gövdesi ise kuş gövdesi gibidir. O, fasih Arapça'yla bağırabildiğince "İnsanlar, ayetlerimize içtenlikle inanmıyorlardı..." (Neml, 82) diye haykırır. Onun yanında Musa'nın asası ve Süleyman'ın yüzüğü vardır. Bu ikisiyle müminlerle kafirleri birbirinden ayırır. Müminin yüzüne yüzükle bir nokta vurur; böylece müminin yüzünde beyaz bir nokta oluşur ve bu beyaz nokta onun yüzünü tamamen aydınlatacak kadar yayılır. Asayla kafirin burnunu mühürler; böylece kafirin yüzünde siyah bir nokta oluşur ve o nokta kafirin yüzünü tamamen siyahlaştıracak kadar yayılır. (bkz: Mecma-ul Beyan tefsiri -Tabersi-, c.7, s.366. Kurtubi tefsiri, c.13, s.237; ed-Durr-ul Mensur, c.6, s.378; Ruh-ul Meani tefsiri -Alusi- c.20, s.21; Râzi tefsiri, c.24, s.217; İbn-i Kesir tefsiri, c.3, s.387 ve Neml suresi 82. ayet.)

      3. bu görüşe göre "Dabbet-ul Arz" bir insandır ki, ben şimdilik buna ilişkin hadisi Kurtubi kendi tefsirinde buldum. hadis şöyledir: "el-Maverdî de Muhammed b. Kâb'dan, onun Ali b. Ebi Talih (r.a)'dan rivayetine göre ona Dâbbe hakkında sorulmuş ve şöyle demiştir: Allah'a yemin ederim ki onun kuyruğu yoktur, fakat sakalı vardır. el-Maverdî dedi ki: Onun bu sözü Dâbbe'nin -açıkça ifade etmese dahi- insanlardan olduğuna bir işarette bulunmaktadır." (bkz: Kurtubi Tefsiri, Neml suresi 82-ci ayetin tefsiri)

      bu aktardıklarım konu hakkında Ehli sünnetin görüşü idi. şimdi geçelim konuya ilişkin Ehli Beyt (a) hadislerine. Bu hadislere göre az öncede bildirdiğimiz gibi "Dabbet-ul Arz" Hz. imam Alidir (a). şimdi inşallah hadisleri aktarmaya çalışacağım:

      1. İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) dedi ki: Emirulmüminin (Ali) buyurmuştur ki: "(Düşmana) ard-arda saldıran, devletlerin devletinin sahibi benim. Asa ve kızgın demir sahibi ve insanlarla konuşan Dabbe benim." (Kâfi, c.1, s.198/3, "Enne-l Eimmete hum Erkan-ul Arz" babı.)

      2. Şeyh Ali b. İbrahim kendi senediyle İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle nakletmiştir: "Biri Ammar b. Yasir'e, ey Ammar! Allah'ın Kitabındaki bir ayet huzurumu kaçırdı ve beni şüpheye düşürdü, dedi. Ammar, hangi ayet? diye sordu. Adam, "O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız; o onlara insanların, ayetlerimize içtenlikle inanmadıklarını söyler" ayetidir; ayetteki Dabbet-ul arz nedir? dedi. Ammar, Allah'a andolsun onu sana gösterinceye kadar oturmayacağım, yemeyeceğim ve içmeyeceğim, dedi ve o adamla birlikte Hz. Ali'nin (a.s) evine gitti. O sırada Hz. Ali hurma ve tereyağı yiyordu. Ammar'ı görünce, buyur, dedi. Ammar da oturarak o hazretle birlikte yemeye başladı. Adam bunu görünce şaşırdı. Ammar kalkınca adam, Süphanellah! Ey Ammar! Sen, onu (dabbeyi) bana gösterinceye kadar yemeyeceğine, içmeyeceğine ve oturmayacağına dair yemin etmiştin, dedi. Bunun üzerine Ammar, eğer aklını çalıştırırsan onu sana gösterdim, cevabını verdi." (Kummi tefsiri, c.2, s.131 ve Mecma-ul Beyan tefsiri, c.7, s.366.)

      3. Yine İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a), Ali'nin (a.s) mescitte bir miktar kum toplayarak başını onun üzerine bırakıp uyuduğunu görünce eliyle Ali'yi (a.s) hareket ettirerek, "Kalk ey Dabbet-ul Arz" dedi. Ashaptan bir kişi, ‘Ya Resulullah! Birbirimize bu ismi bırakalım mı?' diye sordu. O hazret, ‘Hayır! Bu isim Ali'ye hastır. Ali, Allah'ın Kur'an'da, "O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız..." şeklinde andığı Dabbe'dir' buyurdu. (Kummi tefsiri, c.2, s.130; el-Burhan tefsiri -Behrani-, c.4, s.228/8043, Bi'sat müessesesi incelemesi.)

      4. Esbağ b. Nebate'den şöyle nakledilir: Emirulmüminin Ali'nin huzuruna çıktım. O sırada ekmek, sirke ve zeytin yağı yiyordu. Ben, ey Emirulmüminin! Allah Teala "O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız..." buyuruyor; bu ayetteki "Dabbe" nedir? diye sordum. Hz. Ali, "O, ekmek, sirke ve zeytin yağı yiyen bir canlıdır" cevabını verdi. (Te'vil-ul Ayat -Seyyid Şerefuddin-, c.1, s.303/109; er-Ric'at -Esterabadi-, s.166/95, Dar-ul İ'tisam basımı.)
      [img width=880]http://arabic.shirazi.ir/upload/pics/banner.jpg[/img]

      Yorum yap

      Hazırlanıyor...
      X
      UA-144742133-1