Velayet.Online'a

Hemen üye olabilirsiniz.

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Mövsüm Samedov:"Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev zamanın Yezididir"

Collapse
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Mövsüm Samedov:"Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev zamanın Yezididir"


    Mövsüm Samedov:"Aliyev zamanın Yezididir"



    05-01-2011

    Azarbaycan İslam Partisi Genel Başkanı Mövsüm Samedov, İlham Aliyev'e ağır suçlamalarda bulunarak, "Aliyev zamanın Yezididir" dedi.

    Mövsüm Samedov’un tarihi konuşmasını sunuyoruz:

    “Bugün Azerbaycan halkı bu Muharrem ayında bundan 1400 yıl öncesinde gerçekleşen faciaları bir bir tahlil ederek, İmam Hüseyin’in başına gelen faciaları düşünüyor. Bugün biz o zamanda olanları göz önünde bulundurduğumuzda, Yezid’in yaptığı işler ile bugün Azerbaycan Cumhurbaşkanının yaptığı işler arasında hiçbir fark olmadığını görüyoruz. Yezid de gençliğinde fasid, fasık ve kumarbaz birisi olarak tanınıyordu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı da ister Azerbaycan basınında, ister Türkiye basınında olsun aynı olduğu yazılıyor. Yezid ibn-i Muaviye iktidara geldiğinde nasıl ki ezan seslerini susturmak istemişti; çünkü onun ataları Hz. Peygamberin sedasının semaya yükselmesini istememişti. Bugün de görüyoruz ki, Azerbaycan da aynısı yapılmak isteniyor. Dün Yezid Allah’ın evine saldırıp Kabe’yi ateşe verdirmişti, bugün de Azerbaycan’da nice camilerin yıkıldığına ve Müslümanların başlarına dökülmesine tanık oluyoruz. Hatta bir İslam ülkesi olan Azerbaycan’da bir mescid mahkemeye veriliyor. Ne yazık ki Azerbaycan halkı olarak biz bugün bu durumlarla karşı karşıyayız. Yezid’ler dün Lat ve Uzzat gibi putları getirip insanları putperestliğe çağırdıkları gibi, bugün de Haydar Aliyev’in heykellerini dikip halkı bu putun altından geçirerek ona tapmaya çağırıyorlar. O gün Kerbela’da Yezid ibni Muaviye’nin askerleri Hz. İmam Hüseyin’i şehid ettikten sonra, Hz. Paygamberin haremine hücum ederek Peygamberimizin yavrularının hicablarına saldırıp onları “Ya Muhammedâ” feryadlarıyla çöllere salmışlardı; bugün de, İmam Hüseyin’in takipçilerinin, onun çocuklarının başörtülerine el uzatılmaktadır. Bu durumlar gittikçe daha da derinleşmekte ve daha da şiddetlenmektedir.

    O zamanda suçsuz Müslümanları zindanlara atıp işkence ediyorlardı, bugün de bizim 5 tane aziz kardeşimizi caddelere çıkıp Hz. Peygamberin adını yaşatmak için “ya Muhammeda” diye haykırdıklarından ve şehitlik makamını diriltmek istediklerinden dolayı 2.5 yıl hapis cezasına çarptırdılar. 200 kişiden fazla kişiye Kur’an-ı Kerim’i öğreten Hacı Ali kardeşimize de 2.5 yıl hapes cezası veriyorlar.

    Peygamber efendimiz (s.a.v) “ne zaman dininize karşı bir bela gelirse, dininizi bu beladan kurtarmak için canınızı verin” buyurmaktadır. Acaba şimdi bunun zamanı değil mi? Azerbaycan halkının uyanık olması ve ayağa kalkması gereken bir zamandayız. Eğer birileri kalkıp bizim dinimize, bizim maneviyatımıza ve bizim ahretimize el uzatmaya kalkarsa, bilsinler ki biz de onların dünyalarına el uzatırız. Bugün Azerbaycan halkı böyle zalim bir rejimin ve onun Yezid gibi liderinin hakimiyetine son vermesi gerekir.

    (Alluhuekber ve Lailahe illallah sloganları)

    İnanın ki bundan öte bir şey yoktur. İnanın ki bundan sonra olacak olanlar büyük facialardır. Dün Yezid’in etrafında Hristiyan ve Yahudi danışmanlar olduğu gibi, bugün de bu yönetim tamamıyla Yahudilerin eli altında. Her ne isterlerse Azerbaycan’ı o yöne götürüyorlar.

    Azerbaycan halkının bu durum karşısında sessiz kalması asla düşünülümez. Ben Azerbaycanhalkının bu zulmün karşına çıkmaya ve su zulmü durdurmaya davet ediyorum.

    Allah Tebareke ve Teala Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki, “inyensurukumullah fela galibelekum” Eğer Allah Tebareke ve Teala bize yardım ederse kardeşlerim, hiç kimse bize galip gelemez.

    Bugün Allah’ın bir kulu ve Peygamberin bir ümmeti olarak hepimizin vazifesi, bu zülmü insanlara gösterip onun karşısında durmaktır. Ben sözümü söyleyerek Allah Tebareke ve Teala karşısında kendi vazifemi yerine getirdim.

    Allah’ım sen şahit ol ki, senin rızan için ben sözümü söyledim. Bundan başka da hiçbir şeye aldırış etmeyeceğim.

    Ey Hüseyn can! Dün Kerbela’da senin yanına, yardımına gelemedik. Ama bugün geldik Ey hüseyn! Senin adınla, senin yolunda uğruna şehid olduğun bu dini savunmaya geldik.

    Vessselamu aleykum verahmetullahi veberekatuh"

    Azerbaycan İslam Partisi Genel Başkanı Samedov'un tarihi konuşması, müslüman Azerbaycan halkı ile zalim İlhal Aliyev yönetimi arasında bir "savaş" anlamına geliyor.

    Azerbaycan yönetiminin Samedov'un bu konuşmasın nasıl tepki vereceği bilinmezken, Azerbaycan'da yeni Kerbela'ların işaretleri görülüyor.

    Abna.ir


    http://www.rasthaber.com/39209_Movsu...Yezididir.html
    "SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

  • #2
    Mövsüm Samedov:"Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev zamanın Yezididir"

    Azarbaycan İslam Partisi Genel Başkanı Mövsüm Samedov, İlham Aliyev'e ağır suçlamalarda bulunarak, "Aliyev zamanın Yezididir" dedi.
    Allah ondan razı olun, ne güzel söylemiş. Aliyev zamanının Azerbeycan yezididir. Çünkü şimdi yezitler bir iki değil. İslami İran hariç, her islam ülkesinin tepesinde bir yezit vardır.
    Beşşar Esad bir İslam Kahramanıdır.
    Suriye İmtihanında İran İslam Cumhuriyetinin yanında yer almayanlar amerikan Emperyalizmi ve İsrail Siyonizminin yanındadırlar. Ve İslamın karşısındadırlar.

    Yorum yap


    • #3
      Mövsüm Samedov:"Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev zamanın Yezididir"

      işte her ülkenin (iran hariç) tepesinde bir yezidin olduğu söylemi hakikatte çok açıktır. Çünkü İmam Hüseyn a.s.'ın Yezidi tanıtırken:

      "Günahı açıktan işleyen biri" vasfını ön plana çıkarıyor.

      Muaviye ile Yezidin farkı budur. Gerçekte ikisi de aynı lanetlik olmasına rağmen Yezid Kıyam edilmesi ve yöneticiliği asla kabul edilmemesi şart olan birisidir. Çünkü Muaviye gösteriş için de olsa İslam'ın helalini helal, haramını haram bilmekte ve siyasi devlet düzeninin ona göre işletmekte idi. Yaptığı cürüm suç ve kötülüklerin hepsini tevil ederek İslam'a uygun göstermekte idi.

      Oysa Yezid (l.a.)'in böyle bir derdi yoktu. O günahı açıktan işlemekten çekinmiyordu. Bu aynı zamanda devlet yönetiminde de günahı serbest bıraktığı anlamı taşıyordu. Yani bundan sonra Allah'ın helalleri haram, haramları helal sayılma tehdidiyle yüzyüzeydi ülke yönetimi..

      Bu ikisi çok farklıdır. Elbette her ikisinde de fitne ve fesat yayılacak, İslami eğitim ve terbiye ihmal edilecek kötülükler kulp bulunarak rahatça işlenir iyilikler azalır hale gelecek, kötüleri eleştirenler cezalandırılacaktır ama bunları tüm toplumu bozacak nitelikte değildi. Bireylere kalmış bir durum idi.
      Ama kötülüklerin bizzat yöneticilerce açıkça işlenmesi Allah'ın hükümranlığına açılmış bir savaş ve onun haremi durumundaki sınırlarına bir saldırı anlamı taşıyordu. İşte İmam Hüseyn a.s. Yezid'in bu vasfı nedeniyle onu Yezid diye tanımladı ve savaş açtı.. onu kabullenmedi. Onu kabullenmesi onun açıktan işlediği günahları kabullenmek anlamına geliyordu.. Onları onaylamak anlamına geliyordu..

      devir ilerlemiş... bu gün dünya üzerindeki devletlerde artık değil kötülükleri açıktan işlemek, iyilikleri yasaklanır olmuş. Allah'ın emirleri yasak, yasakları emir haline dönüştürülmüş, ve kötülüğün yayılması için bizzat siyasi düzenlerce her türlü tedbir alınmış ve yollar açılmıştır.

      Bu durumda bu sistemleri benimsemek küfür ve şirk anlamına gelmektedir. Bu siyasi düzenlerin sahiplerine biat etmek İmam Hüseyn a.s.'ın biat etmeyip göz göre göre ölüme gitmesinin zıttıdır. İmam Hüseyn a.s. kendi üzerine geliniyor biat et diye o buna rağmen, açık ölüm tehdidine rağmen bunu kabullenmiyor.

      Oysa bu gün bakıyoruz ki Yezidi düzenler müslümanlara bir baskı kurmadan daha müslümanlar bu siyasi düzenleri sahipleniyor seviyor buralarada görev almaya çalışıyor, görev alanları destekliyor.. Bir kısmı ise kerhen korkudan dolayı bu sistemleri kabulleniyorlar seçim sırasında para cezası ya da vatandaşlık görevi gibi, kulluktan öne geçmiş ve Allah'ın hakkında hiç bir delil indirmediği sorumluluk duygusu ile hareket ediliyor..

      Yezidi tanımak demek, yöneticinin hükmettiği ve yaşadığı durumu açıkça teşhis etmek demek, ne ile hükmettiğine bakmak demektir..

      Hüseyni a.s. tanımak demekse Hüseynin a.s. hassasiyetini, küfre şirke fısk u fucura karşı hassas olmak demektir..

      yoksa ne adımız hüseyn olsa da, göz yaşlarımız sel olup aksa da matemlerde siyah giyinsek de Hüseyni de yezidi de anlamamış oluruz.. kabuklara takılmış özü görememiş oluruz...
      "SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

      Yorum yap


      • #4
        Ynt: Mövsüm Samedov:"Azerbaycan Cumhur Bashkani zamanin zezididir"

        Selamun aleykum. Ben Azerbaycan Devlet Petrol Akademisinde talebeyim. Burda nelerin döndüyünü bir Allah biliyor. Milli Güvenlik kuklalari Namaz kilanlarin listesini, mezhebini, hatta nerde namaz kildiklarina kadar her sheyimizi didik-didik etmishler. 3 hafta önce üniversite ve civarinda namaz kilmaya kisitlamalar getirildi, birçok(hemen-hemen tüm) dini kitaba YASAK damgasi vuruldu, birakin islamdan, Allahtan bile konushamaz olduk. Ve ne gariptir ki, bu konushmayi da ilk burda okudum. Duydum Türkiyeden bazi canlar buraya gelecekler, neyle karshilashacaklar, Allah bilir. Her günümüz diken üstünde geçiyor. Bir talebemizi de muhalefet sitede özgür fikir yazdigi için kapidishari ettiler. Her köshe bashi bir Milli Güvenlik kuklasiyla dolu. Neyse canlar, gevezeliyimle kafanizi yordum, hakkinizi helal edin. Bir devenin agiz suyuydu, geldi ve geçti.
        [move]Dünyadan adalet bekleme. Adalet sahibine zulmetmiş olursun.[/move]

        Yorum yap


        • #5
          Mövsüm Samedov:"Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev zamanın Yezididir"

          Aliyev'e "Zamanın Yezidi" diyen Mövsüm Samedov tutuklandı



          08-01-2011

          Aliyev hükümetinden yeni zülüm: Azerbaycan İslam Partisi lideri Mövsüm Samedov tutuklandı



          Başörtüsünü okullarda yasaklayarak İslam'a karşı savaşını tırmandıran Aliyev yönetimi yeni bir zulme daha imza atti.

          Azerbaycan kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, diktatör Aliyev'in karşısında İslam'ın mukaddes değerlerini ve müslümanların namusunu yğitçe savunan Azerbaycan İslam Partisi lideri Mövsüm Samedov'un tutuklandığı bildirildi.

          Samedov Parti Genrel Merkezi'nde yönetim kurulu üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, İlham Aliyev'i "Zamanın Yezidi" şeklinde tanımlayarak ölüm pahasına da olsa İslam'ı savunmaktan geri durmayacaklarını söylemişti.

          İşte Mövsüm Samedov’un tutuklanmasına gerekçe gösterilen tarihi konuşması



          Azarbaycan İslam Partisi Genel Başkanı Mövsüm Samedov, İlham Aliyev'e ağır suçlamalarda bulunarak, "Aliyev zamanın Yezididir" dedi.

          “Bugün Azerbaycan halkı bu Muharrem ayında bundan 1400 yıl öncesinde gerçekleşen faciaları bir bir tahlil ederek, İmam Hüseyin’in başına gelen faciaları düşünüyor. Bugün biz o zamanda olanları göz önünde bulundurduğumuzda, Yezid’in yaptığı işler ile bugün Azerbaycan Cumhurbaşkanının yaptığı işler arasında hiçbir fark olmadığını görüyoruz. Yezid de gençliğinde fasid, fasık ve kumarbaz birisi olarak tanınıyordu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı da ister Azerbaycan basınında, ister Türkiye basınında olsun aynı olduğu yazılıyor. Yezid ibn-i Muaviye iktidara geldiğinde nasıl ki ezan seslerini susturmak istemişti; çünkü onun ataları Hz. Peygamberin sedasının semaya yükselmesini istememişti. Bugün de görüyoruz ki, Azerbaycan da aynısı yapılmak isteniyor. Dün Yezid Allah’ın evine saldırıp Kabe’yi ateşe verdirmişti, bugün de Azerbaycan’da nice camilerin yıkıldığına ve Müslümanların başlarına dökülmesine tanık oluyoruz. Hatta bir İslam ülkesi olan Azerbaycan’da bir mescid mahkemeye veriliyor. Ne yazık ki Azerbaycan halkı olarak biz bugün bu durumlarla karşı karşıyayız. Yezid’ler dün Lat ve Uzzat gibi putları getirip insanları putperestliğe çağırdıkları gibi, bugün de Haydar Aliyev’in heykellerini dikip halkı bu putun altından geçirerek ona tapmaya çağırıyorlar. O gün Kerbela’da Yezid ibni Muaviye’nin askerleri Hz. İmam Hüseyin’i şehid ettikten sonra, Hz. Paygamberin haremine hücum ederek Peygamberimizin yavrularının hicablarına saldırıp onları “Ya Muhammedâ” feryadlarıyla çöllere salmışlardı; bugün de, İmam Hüseyin’in takipçilerinin, onun çocuklarının başörtülerine el uzatılmaktadır. Bu durumlar gittikçe daha da derinleşmekte ve daha da şiddetlenmektedir.

          O zamanda suçsuz Müslümanları zindanlara atıp işkence ediyorlardı, bugün de bizim 5 tane aziz kardeşimizi caddelere çıkıp Hz. Peygamberin adını yaşatmak için “ya Muhammeda” diye haykırdıklarından ve şehitlik makamını diriltmek istediklerinden dolayı 2.5 yıl hapis cezasına çarptırdılar. 200 kişiden fazla kişiye Kur’an-ı Kerim’i öğreten Hacı Ali kardeşimize de 2.5 yıl hapes cezası veriyorlar.

          Peygamber efendimiz (s.a.v) “ne zaman dininize karşı bir bela gelirse, dininizi bu beladan kurtarmak için canınızı verin” buyurmaktadır. Acaba şimdi bunun zamanı değil mi? Azerbaycan halkının uyanık olması ve ayağa kalkması gereken bir zamandayız. Eğer birileri kalkıp bizim dinimize, bizim maneviyatımıza ve bizim ahretimize el uzatmaya kalkarsa, bilsinler ki biz de onların dünyalarına el uzatırız. Bugün Azerbaycan halkı böyle zalim bir rejimin ve onun Yezid gibi liderinin hakimiyetine son vermesi gerekir.

          (Alluhuekber ve Lailahe illallah sloganları)

          İnanın ki bundan öte bir şey yoktur. İnanın ki bundan sonra olacak olanlar büyük facialardır. Dün Yezid’in etrafında Hristiyan ve Yahudi danışmanlar olduğu gibi, bugün de bu yönetim tamamıyla Yahudilerin eli altında. Her ne isterlerse Azerbaycan’ı o yöne götürüyorlar.

          Azerbaycan halkının bu durum karşısında sessiz kalması asla düşünülümez. Ben Azerbaycanhalkının bu zulmün karşına çıkmaya ve su zulmü durdurmaya davet ediyorum.

          Allah Tebareke ve Teala Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki, “inyensurukumullah fela galibelekum” Eğer Allah Tebareke ve Teala bize yardım ederse kardeşlerim, hiç kimse bize galip gelemez.

          Bugün Allah’ın bir kulu ve Peygamberin bir ümmeti olarak hepimizin vazifesi, bu zülmü insanlara gösterip onun karşısında durmaktır. Ben sözümü söyleyerek Allah Tebareke ve Teala karşısında kendi vazifemi yerine getirdim.

          Allah’ım sen şahit ol ki, senin rızan için ben sözümü söyledim. Bundan başka da hiçbir şeye aldırış etmeyeceğim.

          Ey Hüseyn can! Dün Kerbela’da senin yanına, yardımına gelemedik. Ama bugün geldik Ey hüseyn! Senin adınla, senin yolunda uğruna şehid olduğun bu dini savunmaya geldik.

          Vessselamu aleykum verahmetullahi veberekatuh"

          Azerbaycan İslam Partisi Genel Başkanı Samedov'un tarihi konuşması, müslüman Azerbaycan halkı ile zalim İlhal Aliyev yönetimi arasında bir "savaş" anlamına geliyor.

          Azerbaycan yönetiminin Samedov'un bu konuşmasın nasıl tepki vereceği bilinmezken, Azerbaycan'da yeni Kerbela'ların işaretleri görülüyor.

          Yorum yap


          • #6
            Ynt: Mövsüm Samedov:"Azerbaycan Cumhur Bashkani zamanin zezididir"

            Burda saat 4:30 ve hala gözüme uyku girmedi. Burasi artik patlamaya hazir bomba. Yezit kilicini kanimiza batirsa, 72 kishimi kalacaz yine? Mutlaka birsheyler yapmali. Ya 72 kishiden biri olarak tek yumruk ve Ali shiasi olmali, ya da Kufeliler gibi. Zaman artik rahatlik zamani degil. Galiba bu ishlerin sonu hiç hayra gitmiyor.
            [move]Dünyadan adalet bekleme. Adalet sahibine zulmetmiş olursun.[/move]

            Yorum yap


            • #7
              Mövsüm Samedov:"Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev zamanın Yezididir"

              Şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, yan yana, kurşunla kenetlenip kurulmuş bir duvar gibi saf kurarak savaşanları sever. Saff 4

              "Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Rasulüne iman edersiniz. Allah yolunda, İslâm uğrunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edersiniz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Suçlarınızı örter ve sizi, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere ve ebedî Adn cennetlerinde tertemiz evlere sokar; bu, pek büyük bir kurtuluş, kutluluk ve murâda eriştir." Saff 10-12

              "Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır. (Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!" Tevbe 111-112

              "Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır." Bakara 214

              "SEN HER ZAMAN ZAYIF OLANDAN TARAFA OL, ÇÜNKÜ HAK ONUNLADIR" İmam Ali a.s.

              Yorum yap


              • #8

                Karabağ Olayının Aslı Astarı Nedir?


                Karabağ sorununda neden Elçibey İran'ın yardımını kabul etmedi? Türkiye nasıl bir politika izledi? Ermenistan'ı kim destekledi?

                7.05.2020 04:33:00 Dünya
                Araştırmacı-Yazar İsmail Bendiderya, kaleme aldığı "Karabağ Olayının Aslı Astarı Nedir?" başlıklı yazısında o dönem yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Yazıda şu ifadelere yer verildi:

                Bölge ve milli ittifak ihtimallerine hasar veren haber ve yorumlara karşı hassasiyetimi tüm okuyucularım bilir…

                Ecnebiler ve kan dökücü yeminli düşmanlarımızla türlü uluslararası ittifaklar kuracağımıza daima coğrafi ve kalıcı gerçekleri dikkate alarak komşularımızla ittifaklar kurma taraftarıyım.

                NATO, ABD, SSCB, AB, IMF vb’ lerinden yıllardır neler çektiğimizi bilmeyen kalmadı.

                Ne var ki hala bunları rengârenk boyayıp önümüze koyanlar, bu yalana kanıp celladımıza yakın olmamızı sağlayabilmek için sürekli bizi komşularımıza karşı dolduruşa getirmektedirler.

                Bu konuda saat gibi kurulmuş bir medya var adeta…

                Medyaya hangi güçlerin egemen olduğunu bilmeyen var mı?

                İşte bu medya ne zaman Karabağ ve Hocalı yıldönümü gündeme gelse her yıl aynı şeyi yapıyor…

                Sovyetlerin yıkılmasını fırsat bilen bazı unsurların karanlık hesaplar ve planlar çerçevesinde ABD ve Rusları da yanlarına alarak Ermenistan’ı Müslüman Türk toprağı olan Karabağ’ı işgal etmeye teşvik ve destekte bulunanların kimler olduğunu ifşa edeceğine;
                Hocalı Tepesi’ndeki havaalanının askeri stratejik öneminin bizzat o dönemin Bakü’deki yetkililerince neden göz ardı edildiğini sorgulayacağına,

                Karabağ’ın nasıl ve ne karşılığında kimlerle pazarlık konusu edildiğini yazacağına,

                Bu ihanetin hesabını soracağına,

                “Onlar bizden değil, onlarla İranlılar ilgilensin” cümlesini ne zaman, kimin, neden ve nasıl sarf edebildiğini ve böylelikle ülkemizde devlete karşı başka bir kin kampanyasına zemin hazırlama girişiminin neden sorgulanmadığı ve bunun hemen o gün neden suç duyurusu sayılmadığını sorgulayacağına,

                Karabağ işgal ve katliamından aylar önce bu bölgede silahlı Ermeni gruplar sürekli halka saldırıp terör estirirken, Azerbaycan resmi ordu kuvvetlerinin buradan neden geri çekildiğini soracağına,

                Bölgede açık ve aleni şekilde Türk halkın canına kastedildiği ve terör estirildiği halde Bakü’dekilerin neden buraya askeri yardım, top ve tank göndermediğini,

                Neden hava desteği verilmediğini,

                O aylarda iktidar ve koltuk sevdası için birbirlerine düşüp ülkeyi Rus-ABD petrol şirketlerine pazarlama yarışına giren Bakü’dekilerin neden vatan topraklarını umursamadıklarını,

                Karabağ aylarca terör ve işgal girişimleriyle boğuşurken Baku gazinolarında âlem tertipleyen yetkililerden neden hesap sorulmadığını soracağına,

                Ermeni terör örgütleri ve Ermenistan ordusunun aleni işgali başlattıkları toplu saldırı öncesinde, Hocalı kasabasının birkaç ay elektrik ve gazının kimlerce kesildiğini ve o karakışın ortasında Azerbaycan’daki “üst” kesimin kendi halkının yardımına neden koşmadığını soracağına,

                Rahmetli Ebulfazl Elçibey’in Haydar Aliyev Bey’i yardıma çağırdığında, eski Politbüro üyesi Aliyev’in ülkedeki onca Rus silahını neden Karabağ’ın savunmasında kullanmadığı ve Elçibey’e de kullandırtmadığını soracağına,

                Rahmetli Elçibey’in, yardım istediği hiçbir yerden (buna biz de dahil!) yardım alamadığını ve kendisine yardım etmek isteyen tek ülke olan İran’ı dışlayıp tıpkı F. Gülen’in “cennetin yolu iran’dan geçse cennete gitmem” demesi gibi, inanılmaz bir iran düşmanlığı sonucu Karabağ’ın kurtarılmasını bizzat engellediğini göreceğine;

                Daha da yakından örnek vereyim: Bursa’da düzenlenen futbol maçında sırf FİFA tehdit etti ve Ermeniler rahatsız oldu diye Azerbaycan bayraklarının dalgalandırılmasının yasaklandığını hatırlayacağına,

                Yakın Türk tarihinin en utandırıcı ve en kara sayfalarından biri olan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından haklı olarak dönemin iktidarı CHP’nin “yüz karası” olarak değerlendirilen Boraltan Köprüsü olayının neden hep hasıraltı yapıldığını ve neden bu olayın yıldönümünde hiçbir anma programı yapılmadığını merak edeceğine… (Ki, dönemin iktidardaki partisinin bu hatasının devlete mal edilmemesi ve kendi kardeşlerimizin bağrının daha fazla yanmaması için biz de bu konularda mümkün mertebe ateşe körükle gidilmemesinden yanayız)

                Sürekli topu taca atıp başkalarını suçlamanın kime ne yararı oldu şimdiye kadar?

                Hele; “İran sahada sempati kazanır” bahanesiyle, ya bu ülkeyi gözünde fazla büyüten, ya da kendi ülkesinin milli potansiyellerini fazla küçümseyen ve İran’ın yardım önerisini reddedip göz göre göre Karabağ’ı Ermenilere teslim edenlerin, inanılmaz bir ikiyüzlülükle ortaya fırlayıp “İran Azerbaycan’a değil, Ermenilere yardım etti!” yalanına ne demeli??

                Öyle ya; medyaya her yıl bir fotoğraf indiriliyor: İran’ın başkenti Tahran’da toplanan Ermeniler sözde soykırımı andı” diye…

                Ve bu haber, sanki İran devletinin Ermeni yanlısı ve Türkiye düşmanı bir gösteriye izin verdiği veya uyduruk Ermeni soykırım iddialarına destek çıktığı şeklinde veriliyor…

                Bu tür yalanlar ilk değil..

                Burada İran’ın avukatlığını yapmak gibi bir derdim yok,

                Benim önem verdiğim nokta; elzem olan Türkiye-İran dostluğu veya en azından “coğrafi kaderin dayattığı kaçınılmaz ittifak” ın sürekli birileri tarafından ertelenerek keserin ABD lehine ve Türkiye aleyhine yontturulmasıdır…

                Türk medyasına bu tür haberler ekerek, İran devlet ve halkının Türkiye’ye muhabbetinin zehirletilmek istenmesidir.

                Yukarıda, Karabağ olayının aslı astarı üzerine, “anlayana sinek saz” kabilinden birkaç noktayı hatırlattım.

                Peki, şu “İran’ın tavrı” diyerek; medyaya servis edilen haberlerin aslı astarı nedir?

                Bunu da yarına bırakalım.
                Allah’a emanet olun, esen kalın.
                karabağ

                https://www.yazilimedya.com/dunya/ha...i-astari-nedir

                Yorum yap

                Hazirlaniyor...
                X
                UA-144742133-1