Duyuru

Çöküş
Henüz duyuru yok

Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun önemi

Çöküş
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
yeni mesajlar

    Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun önemi

    İslam dünyasında olduğu gibi güzel ülkemizde de Müslümanların birlik ve beraberlik harcı ve mayası olan EHL-İ BEYT hakkında çok güzel programlar yapılmaktadır. Bu programlardan bir tanesi de İcmal Yayıncılık koordinatörlüğünde 13 Mayıs 2012 tarihinde Pazar günü saat 10.00 da Haliç Kongre Merkezinde yapılacaktır. O gün Haliç ve dolayısıyla Türkiye ve bölgemiz, tarihi bir güne şahit olacaktır. Yine o gün Haliç Ehl-i Beyt’in nurani isimleri ile müzeyyen olacaktır. Bu program her şeyden önce Allah’ı, Peygamber Efendimizi, Ehl-i Beyt imamlarını ve ruhunda bir nebzede olsa hakkın nurunu taşıyan insanları hoşnut edecektir.

    Âlemde cazibe kanununu bilmeyen yoktur. Cazibe kanunu tabiatta ve insan doğasında olduğu gibi yapılan fiillerde de söz konusudur. Hak adına, Kuran, Peygamber, Ehl-i Beyt adına yapılan programlar elbette ki kalbinde mana aşkı olup, hakkı kendilerine dert edinen dava yarenlerini kendisine doğru cezbedecektir.

    Bu anlamlı program birkaç noktadan dolayı çok önem taşımaktadır. Hakkın erenleri ve yarenleri bu programa katılım sağlayarak amel hanelerine o gün güzellikler dokuyacaklardır. Zira İslam dünyasında son zamanlarda yaşanan olaylar ve İslam dünyasının içinden geçtiği sancılı süreçler bu tür programların önemini kat kat artırmaktadır.

    Bu programı önemli kılan sebeplerden birisi de şudur: Gördüğümüz kadarı ile bir takım İslami görünümlü medya kuruluşlarına göre daha düne kadar dost olan Müslüman ülkeler bugün düşman olarak anlatılmaktalar. Daha düne kadar hiçbir gün aksatılmayan Filistin meselesi bu tür medya tarafından artık unutulur hale gelmiştir. Daha düne kadar ümmetçilik ruhundan söz eden bu kesimler bu gün mezhepçiliği ön plana çıkarır olmuşlardır. Daha düne kadar dünyanın neresinde hangi dinden, mezhepten olursa olsun ezilen - sömürülen tüm insanların, Müslümanların yanındayız sloganları atanlar, kendileri dünün ezilenlerini bu gün sömürür hale gelmişlerdir. Bu gün Bahreyn de ve bazı Müslüman ülkelerde akan kanlara seyirci kalıp diğer taraftan Suriye’ye yüklenen ve beraberinde Irak’ı da Suriye’nin yedeğine alan ve Suriye’yi gündeminden asla düşürmeyenleri ve yukarıdaki cümleleri çok iyi analiz etmemiz gerekir.

    Bugün gelinen noktaya baktığımızda ne yazık ki Suriye meselesi, artık Batının hedeflediği gibi gerçek hedefine doğru yönelmiş durumdadır. Bazı TV kanallarında, gazetelerde ve haber internet sitelerinde Suriye haberlerinin yerini, İran ve Şiilik eleştirileri almıştır. Zaten akl-i selim her Müslüman’ın da her defasında dikkat çektiği gibi, hedef mezhebi ayrılıkları körükleyerek İslam ülkelerinin batıya büsbütün bağımlı hale gelmesini, Müslümanların emperyal odaklara hizmetçi olmasını ve bu gün emperyalizm ve Siyonizm karşısında dimdik duran İran’ın ve Lübnan Hizbullah’ının zayıflamasını, öte taraftan da Müslümanları ve coğrafyalarını sömürmek isteyenlerin ellerinin güçlenmesini sağlamaktı.

    İslam dünyasında ve özellikle ülkemizde bazı medya kuruluşları yine bazı toplum bilimcileri, siyasiler, yazarlar ve kanaat önderleri ne yazık ki bu oyuna gelmiş durumdadırlar. Bu tutum ve gidişata baktığımızda, artık emperyalizm ve Siyonizm’in oyunlarından bahsedilmediğini, bunun yerini resmen İran ve kendin gibi inanmayan diğer Müslümanların düşmanlığının aldığını ve Suriye olayı haricinde başkaca haberlere yer verilmediğini ya da çok az yer verildiğini görmemiz mümkündür.
    Hangi mezhepten olurlarsa olsunlar, Müslümanlar özellikle bugün katıldıkları programlara, izledikleri haber kanallarına çok dikkat etmeleri gerekir ve bil husus bu konuda imam Ali’nin de (a.s) buyurduğu gibi iki yaşında deve konumunda olmalıdırlar. Zira iki yaşındaki devenin binilecek sırtı, sağılacak sütü yoktur. Medyada çıkan haberlere, yapılan programlara dikkat edilmediği takdirde bir takım televizyonlar ve gazeteler Müslümanlara dostu düşman, düşmanı ise dost olarak tanıtırlar. Bu durum üzerinde dikkat edilmediği takdirde sonuç olarak Müslümanları her geçen gün maddileştirerek köleleştirir ve emperyalizme bağımlı hale getirir.

    Bu programı önemli kılan bir diğer husus ise şudur: İlmi felsefeye göre her cins yaratılışın doğası gereği hemcinsine doğru meyleder ve onunla beraber olmak ister. Ehlibeyt imamlarının sevgi ve meveddetlerinin farz olduğunu bilmeyen Müslüman yoktur. Ehl-i Beyt imamlarının Allah’u Azze ve Celle katında ve Resul-ü Kibriya yanında önem ve değerlerini de bilmeyen Müslüman yoktur. Öyleyse ruh mayasında Ehl-i Beyt hamuru olanlar Ehl-i Beyt adına yapılan programlara, Ehl-i Beyt isimlerinin zikredildiği mekânlara akın etmelidirler. Resul-ü Kibriya efendimizin Ehl-i Beyt’i için bir pazar gününü feda ederek bu pazar gününü amel defterine “Ehl-i Beyt için bir pazar tatilini, piknik programını, gezi programını iptal etti” diye yazdırma fırsatı karşımıza çıkmaktadır. Bu fırsatları inançlı her Müslümanın çok iyi değerlendirmesi gerekir. Zira fırsatlar altında oturulan gölge gibidir. Fırsatlarda gölgeler gibi gittiği zaman geri gelmez. İnsan gölge kaydığı zaman gölgenin peşinden gittiği gibi fırsatlarında peşinden gitmelidir. İşte 13 Mayıs Pazar günü EHL-İ BEYT Konferansı’na katılma imkânı olan her Müslüman için çok önemli bir fırsattır. Bu fırsatı bizim karşımıza çıkaran İcmal Yayıncılık kuruluşuna ve programda emeği geçecek olanlara kucak dolusu teşekkürler…

    Selam ve dua ile…

    #2
    Ynt: Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun önemi

    Mehdi hocam'ın, Ehlibeytin, akademik çevrelerle işbirliği halinde halka tanıtılması sadedinde yaptığı verimli harika çalışmalarını müşhade etmekteyiz. Kendisi Haydar Baş beyefendiyle müstesna organizasyonlara imza atmaktadır. Bu Ehlibeyt sempozyumu İstanbul'un ortasında herkesin gündeminin de tam orta yerinde olması bakımından büyük bir öneme haiz bulunuyor. Ehlibeytin, buhranla çalkalanan çağımızda insanlığa tek alternatif örnek olarak sunulması böylesi çalışmalar eliyle olacaktır.

    Türkiye Ehlibeyt Alimleri de konuya verimli ilmi ve ameli katkılar sunuyor. Aynı zamanda, emperyalizme muhalif olup, ona teslim olmayan dünyanın ilim ve siyasi çevreleri de, ülkemizdeki bu verimli çalışmaların yürümesinin önemli ayağını oluşturuyor.

    Ehlibeyt kültürünün, daha kafasını dar mezhebi ve "köy"sel kültürden yeni kaldırmış dindar muhafazakar çevrelerin, geriden gelen genç neslin henüz ölmemiş kalplerine sahip yeni dimağlarının, sağlıklı gelişimi için, bir çiçeğin dünyasında su neyse o öneme sahip olduğu bilincindeyiz.

    Rabbim mübarek etsin...

    Yorum Yap

    YUKARI ÇIK
    Hazırlanıyor...
    X