Duyuru

Çöküş
Henüz duyuru yok

İmam Humeyni'nin (ks) dilinden Şehit Dr. Mustafa Çamran

Çöküş
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
yeni mesajlar

    İmam Humeyni'nin (ks) dilinden Şehit Dr. Mustafa Çamran

    Dr. Mustafa Çamran, 1311 (1932) yılında Tahran’da dünyaya geldi ve 1360 (1981) yılında Dehlaviye’de şehit oldu. Bu makale de İmam Humeyni’nin (ks), Dr. Mustafa Çamran hakkındaki bazı sözlerine ve onun hakkında vermiş olduğu hükümlere değinilecek. Bu hükümlerden birinde İmam Humeyni (ks), Dr. Mustafa Çamran hakkında şu tabiri kullanmıştır: “Cenab-ı Dr. Mustafa Çamran Beyefendi, Eyyedehallah Teala”…

    Oraya seferber ettiğimiz bu insanları, ne için gönderdik? Kürtleri bastırmak için mi onları gönderdik?.. Yoksa Kürtleri bastırmak için gelenleri bastırmak için mi gönderdik?...

    Çamran da artık yok; Çamran izzet ve azametle, İslam’a vefalı bir biçim de canını feda etti. Bu dünya da şerefi, öteki dünya da ise Allah’ın -cc- rahmetini sigortaladı; bizler ve sizler de bir gün gideceğiz. Çamran gibi ölünüz…

    İYİ GEÇİMLİ ÇAMRAN; 1978

    Oraya seferber ettiğimiz bu insanları, ne için gönderdik? Kürtleri bastırmak için mi onları gönderdik? Yoksa Kürtleri bastırmak için gelenleri bastırmak için mi gönderdik? Eğer Kürtleri bastırmak için göndermiş olsaydık ve bunlarda Kürtleri bastırmak için gitmiş olsalardı o zaman nasıl olurda oradaki Kürtler bunları canı gönülden karşılamış ve bunlarda onları bağırlarına basmıştır? Aynı şekil de onlar, bunların iyi davranışlarından dolayı teşekkür etmektedirler. Daha dün gece radyo “Çamran Bey”i öven açıklamalarda bulunarak ne kadar bize iyi davranıyor diyordu.

    Ordu, İslam ordusudur. İslam ordusu kötü davranmaz ki. Cebini ve efendilerinin ceplerini doldurmak isteyenler kötü davranırlar. İşte onlar bu partiler ve bunların başlarıdır ki bu işleri yapmaktadırlar. Onlar bozukluk yaptılar. Biz onları gönderdik ki onların o bozukluklarını düzeltsinler… İslam’da Sünni ve Şii önermesi, Fars- Kürt önermesi yoktur. İslam’da herkes eşit ve kardeştirler. (Sahife-i İmam Humeyni, c. 9, s. 419)

    BAKAN ÇAMRAN; 1378

    'Yüce Allah’ın Adıyla

    Doktor Mustafa Çamran Beyefendi

    Geçici devletimizin başbakanı ve Devrim Konseyi’nin bakanlar heyeti hakkında aldığı karar gereği siz İran İslam Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı'na atanıyorsunuz. Allah Subhenau Teala’dan geçici devletimizi ve size üstlendiğiniz görevlerinizde başarı vermesini ve mukaddes zatının rızasını kazandırmasını istiyorum.

    Ruhullah Musevi Humeyni (Sahife-i İmam Humeyni, c. 10, s. 163)

    DANIŞMAN ÇAMRAN; 1979

    'Rahman Ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

    Doktor Mustafa Çamran Beyefendi – Eyyedehullah Teala - (Yüce Allah -cc- onu destekleyip, pekiştirsin)

    İran İslam Cumhuriyeti'nin yüz onuncu maddesi esasına göre Milli Savunma Bakanlığı, Yüksek Konsey’in teşkili için siz benden taraf danışman olarak atanıyorsunuz. Şu hassas istisna durumunda olduğumuzdan her hafta tam ve dikkatli bir inceleme ile ordunun değişik kademelerindeki gelişmeleri benim için göndereceksiniz.

    Ruhullah Musevi Humeyni (Sahife-i İmam Humeyni, c. 12, s.282)

    YARDIMCI ÇAMRAN; 1979

    Savunma Konseyi anayasa da olduğu gibi görevlendirilecek ve benden taraf Hamaney ve Çamran Beyefendiler temsilci olacaktır. (Sahife-i İmam Humeyni, c. 14, s201)

    ŞEHİT ÇAMRAN; 1980

    'Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

    İnna lillah ve inna ileyhi raciun

    İslam’ın iftihar dolu komutanı, insan yetiştiren, uyanmış mücahid, 'Yüce Allah’ın yoluna bağlı, yüce makama ulaşan Dr. Mustafa Çamran’ın şehadetini 'Veliy-i Asr’ın (af) dergahına taziye ve tebriklerimi sunuyorum.

    Taziye bundan dolayıdır ki şehit perver halk Lübnan’da olsun, İran’da olsun batılla savaş cephelerinde hamasetler yaratmış bir askerini kaybetmiştir. Onun tek meramı üstün bir İslam ve hakkın batıla zaferi idi. O, ıslah olmuş bir savaşçı, bağlı bir muallim idi. Bizim, İslam ülkemizin ona ve onun gibilerine çok ihtiyacı vardı.

    Tebrik ise büyük oğullarına, Müslüman halklara ve mustazaflara takdim etmekte ve onun gibi komutanları kendi terbiyesinde yetiştirmektedir. Meğer akidenin yaşaması ve onun yolunda cihat bu değil midir?

    Aziz Çamran, pak ve halis inancıyla hiçbir cenah ve siyasi gruba bağlı olmadan büyük ilahi hedefi inancıyla onun yolunda cihada, yaşamının başında başlamış ve onunla son vermiştir. O hayatında marifet nuru ile devamlı olarak Allah’a -cc- doğru adımını atmış ve O’nun yolunda cihada kalkmış ve canını feda etmiştir. O, yüce onuruyla yaşadı ve yüce onuruyla şehit olarak Hakk’a kavuştu. Hüner, politik kavgalardan ve şeytani riyakarlıklardan uzak bir şekil de Allah -cc- için cihada kalkmak ve kendisini heva ve hevesine değil, hedefine feda etmektir. İşte bu ilahi insanların hüneridir.

    O, 'Yüce Allah’ın katına onuruyla gitti. Ruhu şad ve adı hayırla anılsın. Ama biz, acaba bizler böyle bir hüneri elde edebilir miyiz? Ellerimizden tutacak ve cehalet ve nefsaniyet karanlığından bizi çıkaracak Allah’tır -cc-. Ben, bu kaybı şerefli İran ve Lübnan halkına, belki Müslüman halklara, silahlı kuvvetlere, hak yolunda savaşanlara ve bu mücahidin yakınlarına taziyelerimi sunuyorum. 'Yüce Allah’tan onun için rahmet, geride bıraktığı muhterem ailesine sabır ve mükafat vermesini diliyorum.

    Ruhullah Musevi Humeyni (Sahife-i İmam Humeyni, c. 14, s. 479)

    ÇAMRAN GİBİ ÖLÜNÜZ; 1980

    Meğer ben ve sizler daha kaç yıl yaşayacağız? Meğer sizler daha ne kadar ömür sürmek istiyorsunuz? Meğer sizler her ne makama gelirseniz gelin, zalim Rıza Han ve Muhammed Rıza Han’ın makamından daha mı çok olacak? İbret alın! Bu tarihi olaylardan ibret alınız. Tarih insanın öğretmenidir.

    Dünya da yaşanan bu olaylardan ders alın. Sizler kaç yıl sonra artık bu alemde olmayacaksınız. Çamran da artık yok; Çamran izzet ve azametle, İslam’a vefalı bir biçimde canını feda etti. Bu dünya da şerefi, öteki dünyada ise Allah’ın -cc- rahmetini sigortaladı; bizler ve sizler de bir gün gideceğiz. Çamran gibi ölünüz. Sınırlarda öldürülen bu askerler gibi ölün. Bu azizlerin yazdıkları vasiyetnameleri okuyun. Elli yıl ibadet ettiniz, Allah -cc- kabul etsin bir gün de bu vasiyetnamelerden birini alıp okuyun ve üstünde düşünün… Bunlardan birazcık ders alın.. (Sahife-i İmam Humeyni, c. 14, s. 491)

    İSLAM’IN FEDAKAR ASKERİ; 1980

    'Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

    Filistin Özgürlük Örgütün Yürütme Komitesi Başkanı, Yaser Arafat Beyefendi

    Sizin, İslam’ın fedakar askeri Doktor Mustafa Çamran’ın şehadeti hakkında yayınlamış olduğunuz taziye mesajınız takdire şayandır. 'Yüce Allah’tan İslam’ın tüm şehitleri için rahmet ve kafir düşmanların yok olmasını diliyorum.

    Vesselamu aleykum.

    Ruhullah Musevi Humeyni (Sahife-i İmam Humeyni, c. 15, s. 4)
    Tevekkülle elde edilen sırlar; bir tek yakîn haddini bilenlere mahsustur.

    Hakikî Şialarımız da yakîn sınırını koruyanlardır, ki onlardan «Allah'ın varlığı sayesinde hiçbir şeyden korkmamaları»nı bekleriz!


    İmam Cafer-i Sadık (a.s)

    #2
    Ynt: İmam Humeyni'nin (ks) dilinden Şehit Dr. Mustafa Çamran



    Tevekkülle elde edilen sırlar; bir tek yakîn haddini bilenlere mahsustur.

    Hakikî Şialarımız da yakîn sınırını koruyanlardır, ki onlardan «Allah'ın varlığı sayesinde hiçbir şeyden korkmamaları»nı bekleriz!


    İmam Cafer-i Sadık (a.s)

    Yorum Yap


      #3
      Ynt: İmam Humeyni'nin (ks) dilinden Şehit Dr. Mustafa Çamran

      İRFAN

      Cihanda aşkın sohbetinden daha güzel bir şey görmedim. Öyle bir yadigârdır ki bu kubbede döner durur.

      İrfandır, değersiz varlığı cevhere dönüştüren.

      İrfandır, derdi ve kederi güzelleştiren.

      İrfandır, şahadeti mukaddesleştiren.

      İrfandır, Allah'a kulluğu içten gelen bir ihtiyaç bilip insanı dünyalıklardan alıkoyan.

      İrfandır, bütün zorlukları kolaylaştıran.

      İrfandır, musibetleri leziz hale getiren.

      İrfandır, yalnızlığı ilahi vahdaniyetle gideren.

      İrfandır, sessizliğin derinliğinden hayatın musikisini dinlettiren.

      İrfandır, varlığın her zerresine âşık olan ve hepsini kutsallaştıran.

      İrfandır, adamı Allaha ulaştırıp ebediyet ve ezeliyete erdiren.

      İrfandır, insanın bir eline güneşi diğer eline ayı veren.

      İrfandır, insanın ruhunu maddi hayat cazibelerinin üstünde karar kılan.

      İrfandır, zalimlerin işkencesi altındaki yaşamda insana direniş bahşeden.

      İrfandır, adamın kalbini açıp rahat bir şekilde ölümle kucaklaşmaya götüren.

      İrfandır, adamdan gururu, kibri, bencilliği ve menfaatçiliği gideren.

      İrfandır, insanın üstün tabiatını, üstün bir dereceye yükseltip insanla birlikte dünya ve içindekilerini değersiz kılan.

      İrfandır, tağutun her çeşidini iman yurdunda Allah'a kurban eden.

      İrfandır, bencillik ve menfaatperslikten dolayı baş gösteren yetmiş iki milletin savaşlarını mahkûm eden.
      Şehid Çamran

      Yorum Yap


        #4
        Ynt: İmam Humeyni'nin (ks) dilinden Şehit Dr. Mustafa Çamran

        Şehid Mustafa Çamran'ı Rahmetle Anıyoruz
        Mustafa Çamran'ı Unutmadık...

        21 Haziran 2011 / 00:20


        Bugün İran tarihinde, İslami direniş hareketinin önemli isimlerinden ve düşünürlerinden, İslam dünyasının seçkin simalarından inkılapçı Doktor Mustafa ÇAMRAN'ın şehadetinin yıldönümü.

        Amerika'da fizik ve elektronik dallarında yüksek eğitimini bitirdikten sonra İran'a dönen Çamran, diktatör Şah rejimine karşı silahlı hareketin örgütlenmesinde emeği geçen ve daha sonra da İmam Humeyni'nin daveti üzerine Lübnan'da İslami hareketin yeşermesi ve güçlenmesi için Musa Sadr ile Lübnan'da önemli hizmetlerde bulunmuş büyük bir dava adamıydı.

        İran-Irak savaşında da önemli askeri görevlerde bulunan Mustafa Çamran, 1981'de böyle bir günde, İran'ın güneyinde yeralan Dehleviye bölgesinde bir operasyon sırasında havan topu mermisinin patlaması sonucu şehitler kervanına katıldı.

        Şehid Dr. Mustafa Çamran Ruhen dara düştüğü, sıkıldığı anlarda hep Rabbiyle konuşmayı yeğlemiş, “Allah'ım! biliyorsun ki, ömrüm boyunca hiç bir zaman seni unutmadım. Uzak diyarlarda sadece sen yanımdaydın. Karanlık gecelerde dertlerim ve kederlerimin ortağı sadece Sendin. Tehlike anlarında beni muhafaza eden, göz yaşlarımı görüp, yaralı kalbimi zikri ve yadıyla sakinleştirdiğim sendin, sen!.." diyerek durumunu sadece ona arz etmeyi, aşkların en güzeli saymıştır.

        Sevincimin şiddetinden yanıyorum, titriyorum, utanıyorum ve bilmiyorum sana nasıl şükredeyim. Her şeyimi vermek istiyorum, kendimi kurban etmek ve kemal-i ihlâsla neyim varsa takdim etmek istiyorum. Malım yok, mülküm yok, dervişim, yoksulum. Sadece yanan bir kalbim var ki onu takdim ettim. Bir canım var ki, o da takdim etmekten çekinmeyeceğim kadar değersizdir.

        Ya rabbi! Bütün vücudumla, kalbimle ve ruhumla kendimi senin yolunda kurban etmeye hazırım. Bu büyük zafere şükretmek için bütün hayatımı ve varlığımı sana takdim etmeye hazırım.

        Ben senden bir şey istemiyorum. Ben meçhul bir askerim, ben yalınayaklı bir dervişim ve hiç bir şeye sahip olmadan bu dünyaya gözlerimi kapamak istiyorum. Bütün çabamın yalnız Allah rızası için olmasını istiyorum, bencillik ve egoizmin kirlerinden arınmak istiyorum. Yolu aydınlatmak için yanmak istiyorum.

        Büyük İslami risaletin gerçekleşmesini istiyorum, bunun gerçekleşmesi beni sevindirecek en büyük bir ödüldür. Doğrusu hiç bir ödül Muhammedi (s.a.v) risaletin zafere ulaşmasından, hakkın ve adaletin insanlığa hâkim olmasından daha büyük değildir.

        Rabbimiz, bizi iman ve fedakârlık kuvvetiyle güçlendir. Kalbimizi ve ruhumuzu o kadar kuşat ki, yalnızca sana tevekkül edelim ve hiç kimsenin önünde zelil olmayalım.

        Ya Rabbi! Bizi bencillik ve rahatlık girdabından, heva ve heves tufanlarından kurtar, bize fedakârlık gücü ihsan et ve bütün vücudumuzla fedakârlığın lezzetini tatmamıza izin ver. Ey Rabbimiz! Bizi iman ve fedakârlıkla güçlendir, kalbimizi ve ruhumuzu öylesine fethet ki, sadece sana tevekkül edelim ve hiç kimsenin karşısında eğilmeyelim.

        Ya Rabbi! Kalbimiz aşkınla yansın, muhabbetinle dolup taşsın ki kurşunların acısı bize tatlı gelsin.

        Rabbimiz! Bizi dünya sevgisinden kurtar ki senin kurbangahında, İbrahim ve İsmail gibi senin mukaddes hedefin uğruna vücudumuzu aşkla kurban etmeye hazır olalım.

        Rabbimiz! Bize yakıcı aşkınla birlikte sabır ve tedbir ver ki, yolunun zorluklarına güler yüzle tahammül edelim ve bizim şahadet yolundaki acelemiz, yanlış kararlar vermemize neden olmasın.

        Rabbimiz! Bizi öylesine cezbet ki, senden başkasını düşünmeyelim, senden başkasını istemeyelim, senden başkasına gitmeyelim ve bütün bencillik ve egoizmi senin kurbangahında kurban edelim. “Âmin”

        Allah ondan ve onun gibi mücahitlerden razı olsun.

        Yorum Yap


          #5
          Ynt: İmam Humeyni'nin (ks) dilinden Şehit Dr. Mustafa Çamran

          http://www.youtube.com/watch?v=zNTar...layer_embedded

          ''Ben sahte inkılapçılardan kaçmışımdır hep… İnkılap silahıyla silahlanan madde perest tüccarlardan nefret ediyorum!.. Şehidlerin kanlarıyla ticaret yapanlara kin duyuyorum!.. Önemli olan şey; bencilliğe, gurura, alçak maddi çıkarlara galebe çalıp, ilay-i değerlere iman etmektir. Allah’ım! (cc) sana şükrediyorum; şehadet sırrını bana çözdürdün. Güç ver ki tehlike döneminde ölümden korkmayayım, aşk ile tehlike denizine dalayım! Korkunç sahnelerden kaçmayayım. Tehlike ve tehdit beni senin yolundan saptırmasın!.. Şehadeti kabul etmem, beni hürleştirdi. Şehadete dayanan böyle bir hürriyeti, hayatım pahasına hiçbir şeye satmayacağım…”

          Şehid Dr. Mustafa Çamran
          Tevekkülle elde edilen sırlar; bir tek yakîn haddini bilenlere mahsustur.

          Hakikî Şialarımız da yakîn sınırını koruyanlardır, ki onlardan «Allah'ın varlığı sayesinde hiçbir şeyden korkmamaları»nı bekleriz!


          İmam Cafer-i Sadık (a.s)

          Yorum Yap


            #6
            Ynt: İmam Humeyni'nin (ks) dilinden Şehit Dr. Mustafa Çamran

            ARZULUYORDUM

            Ben tufanların çocuğuyum, denizlerin dalgasıyım. Ben hayatımın yanardağlara ve yıldırımlara divane kılmışım. Ne zamanki tufan dursa ve deniz sakinleşse benden geriye hiçbir eser kalmayacaktı.

            Arzuluyordum ki, amel defterimi seninle (irfan) açayım ve gözyaşı seliyle bütün kirlilikleri temizleyeyim. Tâ ki, bir bebek gibi pak, nurani ve masum olayım. Bütün günahlardan azâd olayım. Kalbim hakikati gösteren bir boy aynasına dönüşsün ve ruhum melekût-i âlaya ulaşsın.

            İstedim ki, tehlike girdaplarının ortasında aşka sığınayım. Tufanların karanlıklarında yorgun gözlerimi nura açayım. Ölüm ejderhasının dişleri arasında rahmet meleğine yöneleyim. İşkence ve azabın acısını, ruhun cezbesi ve tatlı hatıralarla şirin ve lezzetli hale getireyim.

            İstedim ki, deryaya gideyim. Dertlerle dolu olan kalbimi azgın dalgalara teslim edeyim ki; dalgaların darbeleri bedenimden, gamları söksün ve parça parça deryaya atsın. Böylece kalbimi billur damlası gibi pak ve şeffaflaştırsın.

            İstedim ki medet dileyeyim ve göğe uzanayım. Yalnızlığımı yıldızlarla birlikte olanlarla telafi edeyim. İstedim ki sessiz ahlarımı melekuti nağmelerle değiştireyim. Ruhun terennümlerini en güzel şekilde sana takdim edeyim.

            İstedim ki, içimde kaynayan ve coşan itiraz ve kızgınlıkları bu yüksek kubbenin altında isyanvari bir şekilde yankılatayım.

            İstedim ki, yumuşak volkanı ve yakıcı kalbimi göğe açayım.

            İstedim ki, kelime olayım, hak ve hakikat kelimesi… Zeminin sinesine çakılmış muhkem ve ağır bir dağ gibi ben de, tarihin kalbine kalıcı ve muhkem bir şekilde çakılayım.

            İstedim ki, mum olayım, nur ve aydınlık için baştan aşağı yanayım.

            İstedim ki, gözyaşı olayım ve varlığımın özünü en temiz ve en güzel şekilde sana takdim edeyim.

            İstedim ki, ızdıraba dönüşeyim, aşka dönüşeyim, kedere dönüşeyim, zevke dönüşeyim, şevke dönüşeyim, ruha dönüşeyim, dalgaya dönüşeyim, muma dönüşeyim, nura dönüşeyim, gözyaşına dönüşeyim ve en sonunda Allah'ın ilk tecelligahı olan bir kelimeye dönüşeyim.

            Fakat yazık ki, kader emir vermiş. Bu istek ve arzular gerçekleşmeyecek ve ben bütün bunlardan mahrumum.

            Yüce Allah istedi ki yanayım ve gözyaşı damlalarım gam ve derde mahkûm olsun.

            Yüce Allah emir vermiş ki, kemiklerim gam dağlarının altında un ufak olsun ve hiçbir şekilde teselli bulmayayım. Yüce Allah istiyor ki, tehlikeli sellerde boğulayım. Öyle ki, istirahat imkânım olmasın.

            Yüce Allah emretmiş ki, tehlikeli tufanlar beni saman gibi hadiselerin arasında bir taraftan öbür tarafa götürüp dursun ve hiçbir zaman huzura ulaşamayayım.

            Budur benim yaşamım, budur kaderim; yüce Allah'ın bana takdir ettiği… Ben de âşıkane ve mütevazı onun iradesine teslim olmuşum ve bundan başka bir şey de istemiyorum.

            İlahi! Razı olduğuna razıyım, takdirine sabır… Emrine teslimim. Senden başka ma'bud yok! Ey çare dileyenlerin çaresi!

            Şehid Dr. Mustafa Çamran

            Yorum Yap

            YUKARI ÇIK
            Hazırlanıyor...
            X